Attachment Parenting Türkiye Röportaj- Gizem Erbirer

Merhaba Gizem Hanım, öncelikle bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Gizem Erbirer Hızel: Merhaba Ben Gizem Erbirer Hızel, 33 yaşında Gece’nin annesi oldum. 10 sene sinema ve dizi sektöründe yardımcı yönetmenlik yaptım, sonra kendi şirketimi kurup düğün organizasyonları yaptım, en son Vogue’da Yönetici Asistanlığı yaparken anne olacağımı öğrendim. Oğlum Gece doğduğundan beri tam zamanlı anneyim.

Okumaya devam et Attachment Parenting Türkiye Röportaj- Gizem Erbirer

Bunu Paylaş:
0

Attachment Parenting Türkiye Röportaj- Süheyla Pınar Alper

  • APT: Süheyla Hanım, Attachment Parenting yaklaşımı ile ne zaman, nasıl karşılaştınız? Hangi kaynaklardan bilgi ediniyorsunuz? Attachment Parenting yaklaşımını “siz” nasıl tanımlarsınız?

S.P.A.: AP henüz hiç doğmamışken anne oldum ben. Şaşkındım, ne yapacağımı nasıl bir anne olacağımı hiç bilmiyordum. Çok iyi bildiğim bir tek şey vardı: Çocuklarımı üzmemek, onları mutlu etmek, ve onlara iyi bir anne olmak konusunda kararlıydım. Nasıl yapacağımı pek bilemesem de kararım buydu. Anne olmadan önce de çok okumuş, çok öğrenmiş, çok biriktirmiştim. Ama anne olduğum gün hepsi aklımdan gitti, sonradan gelmek üzere.

Okumaya devam et Attachment Parenting Türkiye Röportaj- Süheyla Pınar Alper

Bunu Paylaş:
0

Attachment Parenting Türkiye Röportaj – Burcu Ertürk Teke

Merhaba Burcu Hanım, Öncelikle bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Burcu Ertürk Teke: Ben Burcu. 34 aylık bir kızım var. Doğduğundan beri evde onunla beraberim. AP ile aslında kızım doğduktan sonra tanıştım ama en başından beri zaten yaptıklarımın AP ile örtüştüğünü görmek beni çok mutlu etti. Okumaya devam et Attachment Parenting Türkiye Röportaj – Burcu Ertürk Teke

Bunu Paylaş:
0

Attachment Parenting Türkiye Röportaj – Özge Dündar Taşkın

Merhaba Özge Hanım, Öncelikle bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Özge Dündar Taşkın: Merhaba, ben 18 aylık bebeği olan taze bir anneyim. Yaklaşık 10 yıldır pilates eğitmenliği yapmaktayım. 2012 yılında aldığım içsel doğum doulalık ve sonrasında aldığım doğuma hazırlık eğitmenliği eğitimi ile de hamilelik, doğum ve lohusalık yolculuklarında gebelere ve ailelerine rehberlik ediyorum. Okumaya devam et Attachment Parenting Türkiye Röportaj – Özge Dündar Taşkın

Bunu Paylaş:
0

Attachment Parenting Türkiye Röportaj – Gözde Kocaoğlu

Merhaba Gözde Hanım, Öncelikle bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Gözde Kocaoğlu: Merhaba, ben Gözde, 32 yaşındayım. Hem mesleğimden hem de bana iyi geldiğinden psikolojiyle ilgilenmeyi seviyorum. Bir süredir, ebeveyn bebek ilişkisinin ne kadar önemli olduğu üzerine çalışmalar takip ediyorum. Okumaya devam et Attachment Parenting Türkiye Röportaj – Gözde Kocaoğlu

Bunu Paylaş:
0

Bebeğim Ağlıyor

İlk günlerden itibaren, iç sesim bebeğim ağladığında yardıma ihtiyacı olduğunu söylüyordu. Hiç düşünmeden onu kucaklıyor yavaşça sallıyor, kendi duygularımı regüle etmeye* çalışıp ona da sakince, yanında olduğumu ve her şeyin yoluna gireceğini söylüyordum. Hayır; bu kadar sık ve uzun süreliğine ağlayan bir bebeğim olacağını bilmiyordum. Hayır; bir bebeğin 4 saat durmadan ağlayabileceği ile ilgili hiç bilgim yoktu. Kolik olarak değerlendirdiğim birçok bebek takip ettim. Ama hemen itiraf edeyim ki, ‘Bebeğim sürekli ağlıyor.’ diyerek endişeli gözlerle bakan annelere  ‘E sen bu kadar endişeli olursan ağlar tabi, rahatla biraz!’ diyen bir ahmak yaşıyordu içimde. Tüm iyi niyetimle;  bebekteki sağlık sorunlarını araştırıp annelere bebeklerinin sağlıklı olduğunu ve bu ağlamaların bebek büyüdükçe geçeceğini söyleyip, onu rahatlatacak şeyler bulmaya çalışmalarını öneriyordum. Bununla beraber ‘anne çok endişeli olduğu için bebeğinin çok ağladığı’ şeklindeki inancım, bebeğimin doğması ile değişecekti. Kendi çocuğum olana kadar, bebekleri ayrı bir sinir sistemi olan bireyler olarak görmekte eksiklik yaşadığımı fark etmemiştim, bebeğin tüm huzursuzluğunun annenin duygu durumunun sonucu olduğunu zannediyordum, kızım  annenin endişesinin bir ‘sonuç’ da olabileceğini öğretmek için doğdu. Ve artık  çoklu gıda alerjisi ve çoklu duyusal hassasiyetleri olan bir çocuğu olan, bebeklerin ağlaması ile ilgili yazılmış neredeyse tüm yazıları okumuş bir çocuk doktoru olarak, annelere bebeklerinin ağlamalarını ele almak  ile ilgili söyleyeceklerim var.

Okumaya devam et Bebeğim Ağlıyor

Bunu Paylaş:
0

AP Türkiye Röportaj-2- Zehra Dörter

Merhaba Zehra Hanım, Öncelikle bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Zehra Dörter, 86 doğumluyum. İnsan Kaynakları yönetimi mezunuyum. Yazmayı, gezmeyi, çizmeyi çok severim. Şimdilerde iki çocuklu hayatımın tadını çıkarıyorum.

  • APT: Attachment Parenting yaklaşımı ile ne zaman, nasıl karşılaştınız? Hangi kaynaklardan bilgi ediniyorsunuz? Attachment Parenting yaklaşımını “siz” nasıl tanımlarsınız?

Z.D.: AP ile yollarım kızımın doğumundan sonra Joimove ile tanışmamdan sonra oldu. Joimove sayesinde babywearingi, bu sayede de Dr. Aslıhan Onaran’ I tanıdım. Şefkatli, özgüvenli, bağımsız bir birey nasıl yetiştirebilirim konusunda öğrenmeye araştırmaya başladım. Genelde Facebook sayfasını okuyorum düzenli olarak. Yanı sıra Dr Aslıhan Onaran’ ın yazılarını Instagram paylaşımlarını takip ediyorum.

  • APT: Çevrenizde AP yaklaşımına karşı olup sizi eleştirenler oldu mu? Olduysa nasıl hissettiğinizi paylaşmak ister misiniz?

Z.D.: Dayak cennetten çıkmış düşüncesiyle büyüdüm ben. Bu şekilde büyümenin etkilerini ruhumda taşıyorum. Ailemde ben her konuyu açıklamaya çalıştıkça karşı çıkanlar oluyor. Onlarla savaşmak yerine seyrek görüşmeyi ve tetiklenmemeyi seçtim.

  • APT: AP çocuğunuzla olan ilişkinizi nasıl etkiliyor?

Z.D.: Empati ile yaklaştığımda, onu aynaladığımda ilişkimiz çok sevgi dolu oluyor. Beni dinliyor ve anlıyor, beklemediğim zamanlarda yetişkin gibi davranıyor.

  • APT: Ebeveynlik yaklaşımlarınızda eşiniz ile aynı fikirde misiniz? Evet ise birlikte nasıl yol alıyorsunuz? Hayır ise fikir ayrılıklarını nasıl çözüyorsunuz?

Z.D.: Eşimle çocuklarımızı, ailemizi ilgilendiren her konuda aynı fikirdeyiz. Daha çocuklar olmadan önce kendi ebeveynlerimizin olumlu ve olumsuz yönlerini konuşup kendi çizgimizi belirlemiştik. Üzerine de bu konuda okuduklarımızı koyduk. Fikir ayrılıklarımızın zaman zaman tabi ki oluyor. Genelde ikimizde konuyla ilgili etraflıca araştırıp düşünüyoruz, üzerine konuşup ortak bir dil belirliyoruz.

  • APT: Sizce AP her aileye uygun bir yaklaşım mı?

Z.D.: Ataerkil bir toplumuz diye bunun arkasına sığınan insanların çoğunlukta olduğunu düşünürsek her aileye uygun değil. Bir kesim sen küçüksün sus derken ben çocuğuma bu ev senin de evin sende alacağımız eşya hakkında fikrini söylemelisin, sen de beğenmelisin diyorum.

  • APT: Son olarak sizin bize sormak yada paylaşmak istediğiniz herhangi bir şey var mı?

Z.D.: Hayır yok, teşekkür ederim.

Katılımınız ve desteğiniz için çok teşekkür ederiz. Sevgilerimizle.

1986 Sinop doğumlu Zehra Dörter; ilköğretim eğitimini Sinop’ ta tamamladıktan sonra eğitimine İstanbul’ da devam etmiştir. Kocaeli Üniversitesi İnsan Kaynakları bölümünü bitirdikten sonra bu alanda yöneticilik pozisyonlarında çalışmış ve hali hazırda danışmanlık yapmaya devam etmektedir.

Profesyonel hayatının yanı sıra eğitimci olarak anlattığı konuları blog yazarı olarak da paylaşmaktadır. 2010 yılında başladığı ve İnsan Kaynakları alanında yazdığı bloğuna 2014 yılında hayatına katılan kızı Güliz Zehra ile yaşam, annelik ve güzellik, seyahat üzerine de yazmaya ve paylaşmaya başlamıştır.

Güliz’ in doğumundan sonra JOIMOVE™ topluluğu ile tanışan Dörter JOIMOVE™ Uluslararası Eğitmeni ve sonrasında etkinlik koordinatörü olmuştur. Daha fazla aileye katkı olmak, daha çok çocuğa ulaşmak için Masal Anlatıcılığı, Masallarla Dans Eğitmenliği, Babywearing Danışmanlığı eğitimleri alıp bu alanlarda da çalışmaya başlamıştır.

Şimdilerde ikinci bebeğini büyüten Dörter, kendisi gibi hamilelere de destek olabilmek adına Hamile Göbeği Bağlama Danışmanlığı da almış, bu alanda gebelerle çalışmaktadır.

Tam zamanlı anne ve yarı zamanlı İnsan Kaynakları, Sosyal Medya, Babywearing ve Hamile Göbeği Bağlama Danışmanı olarak çalışma hayatına devam etmektedir.

Bunu Paylaş:
0

AP Türkiye Röportaj -1- Ayşenur Yılmaz

Merhaba Ayşenur Hanım, öncelikle bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Ayşenur Yılmaz 29 yaşındayım. Asıl mesleğim moda tasarımı, bunun üzerine bir kaç sene çalışıp sektör değiştirdim. Aras Kargoda yönetici pozisyonunda çalışarak çalışma hayatına kızımın gelişi ile birlikte veda ettim. Bu süreçte uzaktan eğitim İş Güvenliği Uzmanlığını bitirdim. Belki ilerde lazım olur.

31 aylık kızım var (MİRAY) ve şuan 26 haftalık oğluma (MUSTAFA) hamileyim.

  • APT: Attachment Parenting yaklaşımı ile ne zaman, nasıl karşılaştınız? Hangi kaynaklardan bilgi ediniyorsunuz? Attachment Parenting yaklaşımını “siz” nasıl tanımlarsınız?

A.Y.: Çok severek evlendiğim eşimle çocuğumuzun olacağını öğrenmemizle birlikte bir çok sorunlada yüzleştim. Evet 2016 yılında yaşamamıza rağmen hala bu tip (Çocuğa aile büyüklerinin isimlerinin konması) sorunların olması beni inanılmaz şaşırtarak bir boşluğa itti. Hamilelik sürecimde hem bunlarla baş edip hemde nasıl iyi bir anne olurum derken. AP ile sosyal medyada karşılarak gruba üye oldum. Çok uzun süre sessizce takip ederek postları verilen cevapları okudum.

Attachment Parenting yaklaşımını ben koşulsuz, şefkatli ve pozitf ebeveynlik olarak tanımlayabilirim.

  • APT: AP 8 Temel ilkesinden hangisini/hangilerini kendinize daha yakın buluyorsunuz?

A.Y.: Sevgi ve saygıyla beslemek, Tensel yakınlık ve Pozitif disiplin ilkeleri.

  • APT: AP ilkelerini benimserken / uygularken tetiklendiğiniz noktalar var mı? Hangileri? Sizce neden başaramıyorsunuz veya neden uygulamak içinizden gelmiyor?

A.Y.: Tabii ki 8 ilkeyide dört dörtlük uyguladık, uyguluyoruz dememiz mümkün değil. Çaresiz kaldığım zamanlar tabiki oluyor. En büyük sebebi ise çevredeki eş dost akraba yada parktaki yabancının senin ilkelerini bilmeden sana saygı duymadan müdahale ediyor olması. Yani genellikle 8. Denge ilkesini sürmekte zorlanıyorum.

Çünkü çevredeki insanlar gerçekten bebeklerden daha yorucu oluyorlar.

  • APT: Çevrenizde AP yaklaşımına karşı olup sizi eleştirenler oldu mu? Olduysa nasıl hissettiğinizi paylaşmak ister misiniz?

A.Y.: Olmaz mı? Bazen en yakınım bile eleştiriyor. Aile Ziyaretlerine gittiğimizde elinde bir poşet abur cuburla gelen aile büyükleri. Biz yedirmiyoruz alternatif olarak şunu alabilirseniz dediğimizde bakışları bile çok sıkıcı oluyor.

  • APT: AP çocuğunuzla olan ilişkinizi nasıl etkiliyor?

A.Y.: Bunu burada yazıya nasıl dökerim açıkcası bilemedim. Ama kızımla çok kuvvetli bir duygusal bağım var bunu iliklerime kadar hissediyorum. Açıkcası bu yazdıklarımdan çalışananneler etkilensin istemem. Annemi çok seviyorum ama eski zamanlarda çalışma şartları annem memur olmasına rağmen ağırdı. Nöbetli çalışıyordu tabi doğum izinleri bile bu kadar avantaj değildi. Çok erken bakıcı ve kreşe gittik. Ama şunu hep söylüyorum kızımla aramdaki bağ gibi annemle aramda öyle bir bağ yok. Yanlış anlaşılmasın tabiki her anlamda ilgili sevgi dolu birlik beraberliği olan bir ailede büyüdüm. Ama annemle oturup bi oyun hamurundan yaş pasta yapmadık mesela. Basit görünebilir belki ne var canım oyun hamurunda diyebilirler.

Ama oyun çocuğun iç dünyasını yansıtıyor. O önemsemediğimiz kısa süreli oyunlarla kaliteli zamanlarla çocuğumuzla çok farklı bağ kurabiliyoruz.

  • APT: AP yaklaşımı ile büyüyen çocukların geleceğine dair öngörüleriniz varsa paylaşır mısınız?

A.Y.: Bence müthiş bir özgüvenle büyüyorlar. Kızım 31 aylık ama kendi ifade etmesi çok küçük aylarda başladı ben bunu tamamen AP yaklaşımına bağlıyorum. Duygusal olarak doyan çocukların gelişimi her yönden çok farklı.

  • APT: Kendi çocukluğunuzdan ve yetiştirilme seklinizden biraz bahsetmek ister misiniz? Çocukluğunuz şimdiki ebeveynlik yaklaşımınızı ve seçimlerinizi etkiledi mi?

A.Y.: Etkilemez mi? Aile içi yaşadığım sorunlara rağmen ben kesinlikle kızımı kendim yetiştirmek istedim. Annem hep Okul Öncesi okumamı istemişti. Aman anne çocuklarla uğraşamam diye sınavda tercihlerime bile yazmadım. Ama anne olduktan sonra bence içimden 10 tane okul önceci çıktı 😀 Kızımla her alanda vakit geçirmekten ciddi anlamda zevk alıyorum. Ailemden ve eşimin ailesinden uzaktayız. Kuaföre bile giderken kızımla gidiyorum.

  • APT: Ebeveynlik yaklaşımlarınızda eşiniz ile aynı fikirde misiniz? Evet ise birlikte nasıl yol alıyorsunuz? Hayır ise fikir ayrılıklarını nasıl çözüyorsunuz?

A.Y.: Başlarda tabi ki hayır. O da aynı toplumun genel çocuk yetiştirme görüşünü savunuyordu. Tv izlesin ne olacak? Bir kerecik yesin ne olacak? Bu yüzden büyüklerimizi kırmayalım gibi sözleri vardı. Ama zamanla çocuğumuzda olan ilerlemeyi ve çocuğumuzun kola içilen bir ortamda bile biz içmiyoruz ayran yada kefir alabilir miyim diye kendi ifade etmesi eşimdede büyük değişime sebep oldu. O da görüşlerini değiştirdi bu tip ortamlarda birbirimizi destekleyerek ilerliyoruz. Eğer bana kırılacak bir insan varsa yani kendi ailesinden olumsuz bir davranış olursa genelde o müdahale ediyor.

  • APT: Sizce AP her aileye uygun bir yaklaşım mı?

A.Y.: Tabiki uygun ama ilkeler bence iyi benimsenmeli ve AP nedir anlamalı ki uygulamada zorluk çekilmesin. Ve bence sırasıyla tüm ilkeler birbirine bağlı. Çocuk bekleyen isteyen aileler bunları baştan araştırı okur benimserse belki uygulaması daha kolay olur.

  • APT: Sizce herhangi bir ebeveynlik yaklaşımının bir toplumu şekillendirmesindeki rolü nedir? AP bunun neresinde?

A.Y.: Evet bence bir toplumun şekillenmesinin en temel özelliği ebeveynlerin çocuklarına olan yaklaşımı, yetiştirmesi ve yönlendirmesi. AP bunu neresinde diye sorarsanız; bence AP bu piramidin en başında olmalı. Ve çevremde gördüğümüz duygusal bağsız yetişmiş çocukların ailelerden kopuk agresif tavırlarına bağlıyorum. Toplum olarak şefkat ve merhametimizi kaybettiğimizi düşünüyorum.

APT: Son olarak sizin bize sormak yada paylaşmak istediğiniz herhangi bir şey var mı?

A.Y.: Sizi çok seviyorum 🙂

APT: Katılımınız ve desteğiniz için çok teşekkür ederiz. Sevgilerimizle.

Attachment Parenting Türkiye Ekibi

Bunu Paylaş:
0

Vokal Doğum

‘Vokal anestezi’yi daha önce hiç duydunuz mu bilmem. Şöyle anlatayım, ameliyat olurken uyutulursanız genel anestezi, sadece bir bölgeniz uyuşturularak işlem yapıldıysa lokal anestezi uygulanmıştır. Düşüp de ağlayan bir çocuğun arkasından dedesi “Yok bir şey yahu, acımadı o. Hiç acımadı ki!” diye bağırıyorsa, işte o gördüğünüz tam olarak vokal anestezidir :). Ve çok üzgünüm ki bu şekilde telkinde bulunmak hiç kimsenin acısını dindirmediği gibi, çocuğun kendisiyle empati kurulmamış hissetmesine ya da acı duymanın kötü bir his olduğunu düşünüp duygularını bastırmasına sebep olabilir. Neyse ki konumuz bu değil yoksa bir milyon cümle daha kurabilirdim. 🙂

Tam da buradan yola çıkarak vokal doğumu anlatacağım size. Vokal doğum çok bilimsel bir kavram olmakla birlikte, tıp dünyasında bunu sadece ben biliyorum. Şimdi size anlattığımda siz de öğreneceğinize göre, bilimsel olarak kabul görmesi için yeterli çoğunluğa ulaşmış olacağız. 🙂

İkinci doğumumda 14 yıl ebelik, 8 yıl yeni doğan emzirme hemşireliği yapmış, 10 yıldır da emekli olan annem yanımdaydı. Ben çok korkuyordum. Değil bebek doğduktan sonra başımdan ayrılmak, deprem olup da bina başımıza çökse bile elimi bırakmaması konusunda onu sıkı sıkı tembihlemiştim. Binanın başımıza çökme örneğinden de anlayacağınız üzere, oldukça rahat, mutlu ve hayata pozitif bakan bir gebeydim. 🙂 Yine de binanın başımıza çökmesi konusunda temkinli olmalıydık. Her neyse… 🙂

Doğum “Ama ben henüz hazır hissetmiyorum!” cümlemle başladı. Doktorum “41
hafta içinde tuttun zaten. İlkokula başlamasını bekleyeceksen, sen bilirsin.” demedi. Ama bence en azından kreş başlangıç yaşına kadar yolu vardı. 🙂 Doğumun bir aşamasından sonra annem, doktorum ve ebem ağız birliğiyle
“Evet çok güzel doğdu, doğdu, doğdu!” diye bağırmaya başladılar. O an bina değil belki ama dünya başıma yıkıldı. Bebek doğmuştu ve ben hiçbir şey anlamamıştım! Hala karnımda bebek var gibi hissettiğime göre tüm alt takımı dağıtmış olmalıydım. Allah’ım ömrümün yarısında, 35 yaşımda 80’lik teyzeler gibi öksürünce altıma kaçıracak, “Ay beni güldürmeyin abdestim bozuluyor” diye insanları susturmaya çalışacaktım. O an benim için büyük bir yıkım oldu. Bebek doğup da beynime yavaş yavaş kan gitmeye başladığında, onların ‘doğdu, doğdu, ittir hadi doğdu’ diye tezahürat yaptıkları sırada aslında bebeğin daha doğmamış olduğunu, benim hissettiklerimin doğru olduğunu anladım. İşte o an vokal doğumun ne demek olduğunu, insanları nasıl yanılttığını anladım.

Vokal anestezi gibi, vokal doğum da kişiyi hisleri konusunda yanıltıyordu. Bunu tüm tıp camiasıyla paylaşmalıydım. 🙂

Bebek doğduktan sonra annemin türlü bahanelerle elimi bırakıp bebeği
görmeye gitmesini, plasenta çıkarken baygınlık geçirmesini, bebeği doğum masasında emzirecekken babama haber vermek için telefona gitmesini saymazsak, kendisi emekli bir ebe-emzirme hemşiresi olarak iyi bir iş çıkardı. Çok iyi tezahürat yapabildiğini öğrendim. Kendisini en yakın Sivasspor maçına
götürmeyi planlıyorum. 🙂

Bu yazıyı yazma amacım da size kendi pozitif doğum hikayemi anlatabilmektir. 🙂 Sizin pozitif doğum hikayenizi de çok merak ediyorum ayrıca. Ama lütfen en komikler olsun, hastanenin başınıza yıkıldığı örnekler gebelerde erken doğuma sebebiyet verebildiğinden şimdilik anlatmayalım. Ama siz gizlice 38 haftalık gebe eltinizin kulağına anlatabilirsiniz. 🙂 Sevgiler…

Yasemin Özşahin

Önce okumayı, sonra yazmayı en çok konuşmayı seven; hala bir değişim ve yapılanma içinde ve kendini tek kelimeyle anlatmak isterse de  ‘yenilenmek’ diyebilecek; sıradan, seven, sevinen, kızan, deliren, üzülen, acıkan, bağıran, kahkaha atan, gülümseyen, arada (çoğunlukla) otomatiğe bağlayan, sonra otomatik pilottan çıkan iki çocuk annesi bir anestezist…  Anne olmak ona, kendini ifade edemeyen bir miniğin kişisel sınırlarını keşfetmeye çalışırken, kendi sınırlarının ne olduğunu öğretmiş olan bir kadın… Herkes gibi, ne eksik ne de fazla…

Bunu Paylaş:
0