Çocukluk Döneminde Kekemelik

Bazı çocuklar için konuşmak zorluklar ve mücadelelerle doludur. Bazen konuşurken “takılıp” düştükleri için canları çok sıkılabilir ve yardım isteyebilirler, bazense konuşma “akıp” gider ve onları tutmanızı hiç istemezler.

Bir diğer deyişle bazı çocuklar yaşamlarının bir döneminde konuşmalarının akıcılığında bozulmaya neden olan takılmalar, tekrarlamalar (örn. ka-ka-ka-kalem), uzatmalar (örn. kaaaaaaalem) ya da bloklar (örn. (duraklama) kalem) yaşayabilir, yani kekeleyebilir.

Çocukların yaklaşık %5’inde çocukluklarının bir döneminde kekemelik görülür. Bu çocukların da yaklaşık %70’i 6 aydan uzun olmayan bir akıcısızlık dönemi geçirir ve atlatırlar. Ancak geriye kalan dilimde kekemelik kişiden kişiye değişen şiddette ve şekilde yaşam boyunca görülmeye devam eder. Bazı çocuklarda (ve yetişkinlerde) takılmaların üstesinden gelmek mücadele gerektiren yorucu bir iş olabilirken bazı çocuklar da hiçbir engellenme ve zorlanma belirtisi göstermeden rahat rahat kekelerler. Peki çocuğunun kekelediğini düşünen bir aile neler yaparak ona yardımcı olabilir?

Bilgi edinerek:

  • Öncelikle kekemelik hakkında iyi bilgi sahibi olarak işe başlayabilir elbette. Hem internetin bilgi kirliliğiyle dolu oluşu hem de iyi niyetli de olsa sadece kendi deneyiminden referans alan insanlardan alınan bilgiler ebeveynler için çok kafa karıştırıcı olabilir. Bu durumlara karşı internette ilk karşılaşılan kaynaklara başvurarak değil güvenilir kaynaklardan güncel bilgilere ulaşarak kendinizi rahatlatmak ve bir yandan da güçlendirmek ilk adım olabilir. Bu yazının sonunda güvenebileceğiniz bazı kaynakların linklerine ulaşabilirsiniz.

Rutinleri koruyarak:

  • Biz yetişkinler için rutinler kırmak isteyip de kıramadığımız günlük işlerin döngüsü demek olsa da çocuklar rutinleri genellikle rahatlatıcı bulurlar. Bu rahatlık ve olaylar üzerindeki kontrol hissi takılmalar açısından da bir rahatlama sağlar. Kimi zaman bu rutinleri sürdürmek mümkün olmasa bile bazı küçük düzenlemelerle çocuğun kontrol hissinin sürdürülmesi sağlanabilir.

Dinleyerek:

  • Kekelemenin çocuklar için en kötü yanlarından biri kekelemeye başladıklarında konuştukları kişinin buna tahammülünün az olması ve dikkatini başka yöne yöneltmesidir. Yetişkinler çoğunlukla kekeleyen bir çocuk karşısında ne yapacaklarını bilemedikleri durumlarda veya çocuğun zorlanmasından duydukları üzüntü nedeniyle çocuğun sözünü onun yerine tamamlamak, gözlerini kaçırmak ve başka şeylerle ilgilenmek gibi yollara başvurabilirler. Ancak çocuğun duygu ve düşüncelerini ifade ederken nasıl söylediğine değil ne söylediğine odaklanarak iletişimi sürdürmek çocuğun kaygısını en aza indirmeyi sağlayacaktır. Bunun için takılmalar sırasında göz temasını koruyabilir, kendi endişemizle başa çıkarak çocuğun söylediği şeyi bitirmesi için ona zaman verebiliriz. Günlük yaşamın içerisinde her zaman çocuğa kesintisiz ilgi vermenin mümkün olmadığı anlarda da yapacağımız ufak bir açıklamayla çocuğa takılmaları nedeniyle değil diğer sebepler yüzünden o an için onunla ilgilenemediğimizi ama sonrasında konuşma fırsatı yaratacağımızı hissettirebiliriz.

Konuşurken sıra alarak:

  • Konuşurken sıranın kendisine gelmesini beklemek bazen hepimiz için zor olabilir. Ama özellikle de sözünün kendisi için tamamlanması durumuyla karşılaşan, kekeleme anının geleceğinden korktuğu için söyleyeceklerini bir an önce söylemek isteyen veya tam tersine susarak sırasını savma yoluna başvuran bir çocuk için.. Bu aile içerisinde kimsenin birbirinin sözünü kesmediği bir ortam oluşturmak kekeleyen bir çocuğu oldukça rahatlatacaktır. Bu şekilde çocuğa zaman tanınmış olacak, çocuk kendi takılmaları karşısında sıranın kendisinden geçeceği yönünde bir kaygı geliştirmeyecek ve diğer kişilerin sözünü bölerek kendi takılmalarının önüne geçmeye çalışmak gibi iletişimi oldukça baltalayan bir alışkanlık geliştirmeyecektir.   

Kendinizi yavaşlatarak:

  • Kekeleyen kişilere takılma anlarında yardımcı olmak için pek çok kişi “yavaş konuş”, “nefes alıp bir daha söyle” gibi şeyler söyleme eğiliminde olur. Ancak bu gibi uyarılar kekeleyen insanlara yardımcı olmadığı gibi ayrıca panikletici, hatta öfkelendiricidir. Bunun yerine çocuğa hızlı olması gerekmediğini hissettirmek, kendi konuşma hızınızı yavaşlatmak, uzun ve kompleks cümlelerdense daha kısa cümleler kurmak, konuşma sırası size geldiğinde hemen hızlı cevaplar vermek yerine bir an durup öyle cevap vermek, peş peşe soru sormamaya çalışmak daha yardımcı olur. Günde 5-10 dakikanızı vererek baş başa geçirdiğiniz zaman dilimlerinde bunları deneyebilirsiniz.

Kekemeliği bir tabu haline getirmeyerek:

  • Kekemelik terapisine başlayan ve daha akıcı konuşmaya çabalayan bir çocuk için de hiçbir müdahale almayan, belli belirsiz takılmaları olan bir çocuk için de ev, çocuğun rahat rahat takılabildiği, takılmalarına rağmen değil takılmalarıyla birlikte kabul gördüğü ve sevildiği bir ortam haline gelmelidir. Pek çok yetişkin kekeleyen birey, kekelemeleri ne kadar şiddetli olursa olsun asla bu konunun konuşulmadığı evlerde büyüyerek yetişkin yıllarına gelmiştir, bu durum çoğu kekeleyen kişi için acı vericidir. Kekemelik herkesin farkında olduğu ama asla konuşmadığı bir konu olarak kaldığında çocuklar için suçluluk ve utanma duyguları yaratır.

Kekeleyen bir çocuğa yardım etmeye çalışmanın yolu aslında bir çocukla sağlıklı iletişim kurmaya çalışmanın temel prensiplerine uymaktan geçer. Böylece kabul gören, güven duyan, kendini kekelemesiyle değil diğer bütün becerileriyle birlikte düşünebilen mutlu çocuklar yetiştirebiliriz.

Kaynaklar:

https://stutteringhelp.org/

https://www.asha.org/public/speech/disorders/stuttering.htm

Elif Meryem Ünsal

ODTÜ Psikoloji bölümünü bitirdikten sonra Anadolu Üniversitesi Dil ve Konuşma Terapisi bölümünde yüksek lisans programını tamamladım. Halen de bu üniversitenin genellikle insanların DİLKOM olarak bildiği Dil ve Konuşma Bozuklukları Merkezi’nde öğretim görevlisi ve dil ve konuşma terapisti olarak çalışıyorum. Çocuklarla yürütülen bütün müdahalelerde ana hedeflerden birinin ailelerin güçlendirilmesi olduğuna inanıyorum.

Görsel: danielbranch.com

Bunu Paylaş:
0

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir