Gece Boyunca Ebeveynlik

 

Doğal ebeveynlik denilince aklıma gelen ilk şeyleri sıralayacak olursam; bebeğe yakın olmak, onun her türlü ihtiyacına gecikmeden cevap vermek ve bebeğimizle kurduğumuz bağlantıyı mümkün mertebe her zaman diliminde devam ettirmek diyebilirim.

Gün içinde sık sık tensel yakınlık göstermek, bebeği istediği zaman emzirmek, her ağladığında dikkat kesilmek gibi bağlanma unsurları doğal ebeveynliğin temel taşları olup, bu ihtiyaçların çoğu gündüz bir şekilde karşılanmaktadır. Peki ya gece olduğunda ne yapmalı ? Nasıl davranmalı ? Bir bebeğin güvenli bağlanması gece olduğunda da devam eder mi ? Bu soruların cevaplarını en iyi bebeğimizi gözlemleyerek, ondan aldığımız sinyalleri doğru bir şekilde değerlendirerek verebiliriz.

Aslına bakarsak bebeğin ideal gelişimi için gün boyu devam eden bağlanma, gece olduğunda da sürdürülmelidir. Bebeğimizin gece ortaya çıkan bir takım ihtiyaçları karşısında takındığımız tavır çok önemlidir; burada asıl mesele bebeğin nerede uyuduğu ile ilgili olmayıp daha çok bebeğimizin 7/24 karşılanması gereken ihtiyaçları olan bir birey olarak görmemizle de alakalıdır. Nasıl ki gündüz olduğu gibi çocuklarımızın bütün ihtiyaçlarına ivedilikle cevap veriyorsak gece de aynı şekilde bizim varlığımızı ve desteğimizi hissetmek isterler; her an onlar için ‘orada’ olduğumuza güvenirler.

Gece boyunca ebeveynlik daha çok birlikte uyumayı, uykuda aynı ortamda bulunmayı kısacası uykuyu paylaşmayı kapsıyor. Yemek yerken aynı sofrayı paylaşmak gibi uykuyu paylaşmak da çok samimi bulduğum bir terimdir. Beraberce aile sofrasından alınan bir keyfin beraber aynı yatakta uyumaktan nasıl bir farkı olabilir? O masada yemekler yenir, sohbetler edilir, kararlar alınır, kahkahalar atılır, sıcacık görünmez bir bağ kurulur bireyler arasında; kurulan bu bağ uyurken de aynı şekilde devam edebilir. Aynı yatakta beraber yatarken minik dokunuşlar ve sarılmalar ile kurulan tensel yakınlık, hatta alınan nefesin bile zamanla birbirine uyumlandığını görmek, senkronik bir şekilde hareket etmek bu bağın ne kadar eşsiz ve değerli olduğunun bir kanıtıdır aslında. Gece boyunca ebeveynlik elbette sadece  ”birlikte uyumak” değildir; bebekleri ile aynı yatağı hatta aynı odayı paylaşmayı tercih etmeyen ebeveynler de olabilir. Her ailenin dinamikleri farklı olabilir. Doğal ebeveynlik yaklaşımını geceleri de sürdürmek; çocuğumuzun ”nerede” uyuduğu ile ilgili değildir. Çocuğumuzun uyuduğu yerin doğru veya yanlış olması diye bir durum da söz konusu değildir. Burada önemli olan çocuğumuzun geceleri ortaya çıkan birtakım ihtiyaçları karşısında bizim nasıl davrandığımızdır. Çocuklar gece uyandıkları zaman yalnız olmadıklarını, güvende olduklarını bilmek isterler. Açlık, korku, huzursuzluk vb hallerinin, güvendiği ebeveyni tarafından giderilmesini beklerler. Bu bağlamda bu ihtiyaçlar ne kadar çabuk giderilebilirse çocuğun gelişimine o kadar olumlu katkısı olacaktır. 

Gece boyunca ebeveynlik ilkesinde ‘birlikte’ uyumak değerlidir, bunu yukarıda belirtmiştik. Güvenli bir şekilde birlikte uyumanın gerektirdiği bir takım kuralların olduğunu da söylemeden geçmeyelim. Güvenle beraber uyumanın kurallarına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

Bebeginizle Birlikte Guvenle Uyuma Kurallari

Bir bebeğin uykusu yıllarca gündem konusu olmuş, gece boyunca uyuyan bebeklere gıpta ile bakılmış ve bunu sağlamanın yolları araştırılmış, bir bebeğin sık sık uyanması bir sorun gibi algılanmış ve hatta en nihayetinde ticarete dökülerek uykunun eğitimi bile verilmeye başlanmış. Hemen hemen bütün konularda her bebeğin ‘’farklı’’ davranışlar sergileyebileceği, ya da yalın bir ifade ile sadece ‘’farklı’’ olabileceği kabul edilebilirken, nedense konu uykuya gelince tek tip bebek yani kısaca ‘’uyuyan’’ bebek olmaları isteniyor ve bu uyuyan bebek modeli inanılmaz rağbet görüyor. Peki ama neden? Ben bu sorunun cevabının tamamen ebeveyn odaklı olduğunu düşünüyorum. Doğumdan sonra yenilenen hayatımızın bir parçası haline gelen uykusuzluğa yenik düşüyoruz maalesef; bir bebek gece boyunca ne kadar uzun uyursa anne de o kadar dinlenir algısı oturmuş durumda. Evet, bu bir yerde doğru ama tam tersi durumda da anne dinlenmenin yollarını gayet bulabilir. Amacımız ailedeki herkesin iyi bir gece uykusu alabilmesini sağlayacak şekilde bir ‘gece ebeveynliği’ stratejisi bulmak olmalıdır.  Bu bağlamda bebeğe yakın uyumak hem iyi bir gece uykusu alabilmeyi hem de bebeğin ihtiyaçlarına cevap vermeye devam edebilmeyi kolaylaştırır. Başlarda bebeğimin gece sadece 2 kez uyanması bile beni yorardı, hemen uykuya dalamaz ve sabaha çok bitkin uyanırdım. Sonraları bu uyanmalar 3 oldu, 4 oldu derken bir gecede 10 defa uyanmasını da gördükten sonra aslında başta ne kadar şanslı olduğumu anlayıp o zamanlar bunun tadını çıkaramadığım için üzülmüştüm. Uyanmasının altında yatan birçok sebebin olduğunu keşfettim zamanla ve bunları anlayıp saygı duy(a)bildikten sonra bütün düzenim değişti. Uykusuzluğun kendi kafamda yaratmış olduğum bir algıdan ibaret olduğunu gördüm. Bedenim de zamanla bu sık uyanmalara alıştı ve çok daha rahat ettim. Tamamen bakış açımı değiştirerek, çocuğumu kendi ‘’rutinime’’ uydurmayı çalışmaktan vazgeçerek gece uykusu konusunda yeni bir sayfa açtım. Uyku alışkanlığı tamamen bebeğin mizacı ile alakalı olup bazı bebekler doğuştan kendilerini rahatlatıp kolay uyuyabilirken bazıları ise sık sık uyanıp tekrar uykuya dalma konusunda ebeveynlerinin, özellikle de annenin desteğine çok daha fazla ihtiyaç duyabiliyor. Sadece bunu bilmek ve kabul etmek bile inanın büyük bir değişim yaratıyor ebeveynde.

Gece ortaya çıkabilecek ihtiyaçlar neler?

Bir bebeğin gece boyunca çeşitli ihtiyaçları olabilir. Açlık, yalnızlık hissi, korku, ortamın aşırı sıcak ya da soğuk olması gibi etkenler bu ihtiyaçlar arasında sayılabilir. Ayrıca sıklıkla uyanmalarının sebepleri altında farklı gelişimsel nedenler de olabilir. Örneğin diş çıkarma dönemi, hastalık, büyüme atakları ve gördüğü kabuslar gibi fiziksel ve duygusal bir ihtiyacından dolayı da çoğunlukla uyanabilirler. Hatta bebekler ebeveynlerinin stresine o kadar duyarlıdırlar ki bu bile onların uyku düzenini etkileyebilir. Bütün bu ihtiyaçlar birlikte uyuyarak giderilebilir ya da en azından olumsuz etkileri hafifletilebilir.

 Attachment Parenting’in gece boyunca ebeveynlik yaklaşımı özellikle geceleri sık sık uyanan bebeklerin aileleri için çok yardımcı gerçekten. Kızım doğduğundan bu yana gece tek seferde en fazla 3 saat uyuyan bir anne olarak çocuğumla birlikte yatarak, az olsa bile daha verimli uyuyabiliyorum. Her uyandığında kolayca emzirip uykuma kaldığım yerden devam edebiliyorum, hatta bazı geceler hiç uyanmadığım bile oluyor. Başta yan yana yatarken aramızda bir mesafe oluyor; sonra bir ara farkediyorum ki koynuma yanaşmış, iyice sokulmuş öylece uyuyuveriyor. Sanırım yan yana yatmak da yeterli olmuyor onun için, illa ki bir ten teması istiyor. Bu şekilde nefesimi ensesinde hissettiğinde daha ‘’huzurlu’’ uyuduğunu keşfettim. Nefes alış verişi bile daha farklı , daha yavaş, daha derin.. Hatta ona sarılıp uyumamın rüyalarına bile yansıdığını söyleyebilirim. Böyle zamanlarda masum yüzünde beliren o minik tebessümü hiçbir şeye değişmem. Bazı geceler sadece uyanmış olur, meme istemez, sırtını bile dönmeden orada olduğumu teyit edercesine‘’ Anne’’ der; ‘’ Buradayım bebeğim’’ dediğimi duyup, sırtında elimi hissedince uykusuna geri döner. Yanında birilerinin varlığını hissetmenin verdiği güven ve huzur bu olsa gerek. Kendinizi düşünün; yatağınızda eşiniz yanınızda olmadan tek başınıza uyumak ister miydiniz ? Biz yetişkinler bile zaman zaman uykumuzda kabus görüp, bizi yatıştıran bir el veya ses ile kolayca sakinleşebilirken bebeğimiz için bunun ne demek olduğunu tahmin edebilirsiniz diye düşünüyorum.

Gece boyunca ebeveynlik ilkesinde ‘’ gece beslenmesi ’’ konusunu biraz detaylandırmak istiyorum. Anne sütü canlı ve dinamik yapısı sebebiyle, günün değişen ritmiyle eşsiz bir uyum içinde olup; anne sütünün sabah sütü ve gece sütü olmak üzere iki farklı yapıda olduğunu belirtmek gerek.

Nedir bu sabah sütü?

Laktoz dediğimiz sütün şekeri sabah sütünün eşsiz yoğunluktaki bileşenidir. Bebeğin gün boyu sürecek olan beyin gelişiminin beden enerjisinin yakıtıdır. Laktoz kuvvetli bir besindirve sindirim sisteminin hızlı çalıştığı sabah saatlerinde sindirimi idealdir. Meme içinde su yoğunluğu arttığında laktoz oranı da yükselir. Annelerin sabah saatlerinde memelerini daha dolu hissetmesinin sebebi budur.

Sabah saatlerinde su içeriği yoğun olan sütü alan bebek, gece saatlerinde yağlı sütü alır. Annenin sütündeki su oranı akşam saatlerinde yavaş yavaş düşmeye başlar. Bu nedenle anneler memelerinin dolu olmadığı, hatta boş olduğunu düşünür ama bu doğru değildir çünkü akşam sütünün su yoğunluğu düşük ama yağ oranı yüksektir.

Gelelim gece sütüne..

Gece sütünün benzersiz bir yapısı vardır. Laktoz oranı düşüktür çünkü gece sindirim sistemi yavaşlar. Gün boyu çalışan beynin gelişimi ise artık dinlenmeye ve sağlıklı REM düzeylerine bağlıdır. Gece sütünün yağ oranının yüksek olmasının en önemli nedeni bebeği sadece tok tutması değil aynı zamanda kısa bir süre emerek doymasını sağlamasıdır. Bu sebeple emzirilen bebekler, geceleri gündüze oranla daha kısa bir seansta emme işini bitirirler.

Diğer taraftan ‘’belli bir yaş’’tan sonra ,gece emzirmenin gerek olmadığına dair yaygın bir inancın var olduğu bir toplumda yaşıyoruz. Bu belli yaş, uzmandan uzmana değişiklik göstermekle beraber şunu özellikle belirtmek gerekir ki her anne ve her bebek farklıdır ve bu farklılık bebeklerin gece beslenme ihtiyacı üzerinde etkilidir.

Süt üretimine etki eden iki önemli faktör vardır. Birincisi memenin doluluk derecesi, ikincisi memenin süt saklama kapasitesidir. Memenin doluluk derecesi şu şekilde açıklanabilir:

Boşalan meme daha hızlı süt üretir ve dolu memede süt üretimi yavaşlar. Memeler ne kadar doluysa vücut süt üretiminin yavaşlatılması için o kadar güçlü bir uyarı alacaktır. Süt saklama kapasitesi ise fiziksel bir özelliktir ve anneden anneye değişir. Bu ‘’fiziksel fark’’ bize, neden her bebeğin beslenme düzeyinin farklı olduğunu ve neden bir bebeğin gece beslenmesine ihtiyaç duyarken diğer bir bebeğin duymadığını açıklar.

Süt saklama kapasitesi nedir?

Süt saklama kapasitesi, gün içerisinde memenin en dolu olduğu anda içerdiği süt miktarıdır. Bu durum memenin büyüklüğü ile ilgili olmayıp küçük memelere sahip bir kadın geniş süt saklama kapasitesine sahip olabilir ya da tam tersi de olabilir. Her iki tip anne de bebeği için yeterli süt miktarını üretir. Fakat bebekler gün içerisinde alması gereken miktarı almak için farklı beslenme düzenlerine sahip olabilir. Örneğin anne eğer bebeğinde şunları gözlemliyorsa yüksek süt saklama kapasitesine sahiptir diyebiliriz.

  • Eğer bebeği çoğu ya da tüm öğünlerde tek meme ile doyuyorsa
  • Emzirme süresi diğer bebeklere göre daha kısa ise (bazen sadece 5dk)
  • Bebek ortalama olan günlük 8 öğün sayısının altında besleniyorsa
  • Geceleri ortalamadan daha uzun kesintisiz uyuyorsa, anne yüksek süt saklama kapasitesine sahiptir.

İlk aylardan itibaren bebeğiniz her iki memeyi de alıyorsa, 15-20dk’dan fazla emzirme süresi varsa, bebeğin günde 8 veya daha fazla öğünü varsa ve gece en az 2 kez beslenmek için kalkıyorsa annenin düşük süt saklama kapasitesine sahip olma şansı yüksektir.

Şunu özellikle hatırlatmak gerekir; bebeğin gelişimi için her öğünde aldığı süt miktarı değil, tüm güm aldığı süt miktarı önemlidir. Hem düşük hem de yüksek süt saklama kapasitesine sahip olan annelerin bebekleri, gün içerisinde kilo aldıracak süt miktarını anneden alırlar, sadece emzirme ritimleri farklı olabilir. Örnekle açıklayacak olursak 180ml ya da daha fazla süt saklama kapasitesine sahip bir annenin bebeği gün içinde 5 öğünle ihtiyacını karşılayabilir ama aynı miktarı (180×5=900ml ) almak için 90ml süt saklama kapasitesine sahip bir anne bebeğini gün içinde 10 öğün emzirmelidir.

Bu etkenler ‘’gece’’ beslenmesinde nasıl etkilidir?

Her meme belli bir doluluğa eriştiği zaman süt üretiminin yavaşlatılmasını tetikleyen bir iç basınç oluşur. Yüksek süt saklama kapasitene sahip bir annede bu miktara ulaşmak daha uzun zaman alır ve dolayısıyla süt üretimi yavaşlamaz. Bu sayede bu annelerde memeler geceleri yavaşlatılmayı tetikleyen iç basınca ulaşıncaya kadar daha fazla sütü rahatlıkla saklarlar. Diğer yandan düşük süt saklama kapasitesine sahip bir anneyseniz, uzun aylar boyunca devam eden gece beslenmeleri süt üretiminin sabit kalması ve bebeğin gelişimi için  gerekli olabilir. Ayrıca ‘gece beslenmeleri’, bebek her öğünde daha az süt aldığı için tüm gün içinde alması gereken süt miktarını tamamlamak adına da önemli rol oynar.

Gece beslenmesi ile ilgili son olarak söylemek istediğim; her anne/bebek ilişkisi biriciktir ve tekdir. Her bebek ‘ gece emzirmesine’ olan ihtiyacını farklı yaşlarda tamamlayacaktır. Bunu tek bir kurala bağlamak; bebeğin duygusal gereksinimi ve anne sütüne olan ihtiyacını göz önünde bulundurmadan yapılan bir varsayım olacaktır.

Uykuyu paylaşmanın bir diğer artısı gün boyu kurulan bağın geceleri de sürmesini sağlamaktır. Bunu bir nevi bebeği askıda taşımanın gece versiyonu gibi düşünebilirsiniz. Özellikle çalışan anneler için inanılmaz bir fırsattır. Çalışan anneler bu sayede gündüz ayrı kalmak zorunda oldukları bebekleri ile kuramadıkları bağı gece telafi etme şansı yakalarlar. Bir bebeğin ihtiyaç duyduğu 3 önemli şey; annesinin varlığı, onun sıcaklığı ve anne sütü yani memedir. Birlikte uyuyarak bu üç önemli ihtiyacı birden karşılayabilirsiniz. Bir de yapılan araştırmalar bebeklerin 2-3 yaşına kadar kendi kendilerini yatıştırma mekanizmalarının tam olarak gelişmediğini, bu yaşlara kadar bebeğin rahatlatılma ihtiyacının ebeveyni tarafından karşılanmasına bağlı olduğunu öngörüyor.

Gece boyunca ebeveynlik ve uyku ile alakalı bu kadar yazmışken ‘’uyku rutini’’nden bahsetmemek olmaz. Rutin kelimesi bir düzen içerir ve çoğu ebeveyn başta uyku olmak üzere diğer bütün konularda da buna ihtiyaç duyar. Çocuğunuza bir rutin uygulamak ile çocuğu o rutine alıştırmaya çalışmak farklı şeylerdir. Bana göre her çocuğun ‘’belli’’ bir düzeni vardır ( hatta bazısının yoktur bile ) ve bu rutin uygulaması da yine çocuktan çocuğa farklılık gösterir. Her rutin her çocuğa uymadığı gibi bazı çocuk hiç rutin sevmez. O yüzden sabit bir uyku rutininden bahsetmek pek doğru olmaz. Rutinler konusunda dikkat çekmek istediğim bazı noktalar öncelikle çocuğunuzu çok iyi tanımanız gerektiği ile ilgilidir. Çocuklarımızın büyüdükçe nasıl ki beslenme tarzı ve ihtiyaçları değişiyorsa uyku konusundaki alışkanlıkları da bilhassa değişebilir. Örneğin biz 18 ay atağı döneminde rutin kelimesini tamamen rafa kaldırıp, uyku meselesini akışına bırakmıştık. Çocuklarımıza uyku konusunda da güvenmemiz gerektiğini bu şekilde öğrenmiş oldum. Yorgun olmadıkları halde onları uykuya zorlamak/ teşvik etmek/teklif etmek ters tepebilir. Aynı şekilde yorgun olan çocuğunuzu size göre ‘zamansız’ uykusu geldi diye uyanık tutmaya çalışmak da yararsız olacaktır.

Attachment Parenting gündüz olduğu kadar gece boyunca da bebeklerimizin ihtiyaçlarına kulak vermemiz gerektiğini savunur. Özellikle gece boyunca ebeveynlik ilkesini uykusuz anneler için çok değerli buluyorum. Hem mesele sırf uyku da değil aslında; şunun şurasında daha ne kadar odanızı/yatağınızı paylaşabilirsiniz ki? Hiç bebeğiniz uyurken onu özlediğiniz olmaz mı ? Eminim birçoğunuz onu uyurken bile özlüyorsunuz. Gün gelecek kendi odasını, kendi yatağını, kısaca kendine ait özel alanını isteyecek ve o gün çok da uzak değil emin olun. Bu süre zarfında bol bol öpe koklaya sarılarak yatın uyuyun, onların o mis kokularını içinize çekerek güzel uykularınız ve rüyalarınız olur umarım.

Bu konuyla ilgili olarak sevgili şair Nazım Hikmet’in şiirinin ‘’ Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin ?’’dizesi çok manidardır benim için. Neye nasıl karar verecek olursanız olun ‘motto’nuz daima şefkatle, anlayışla ve sabırla yaklaşmak olsun..

‘’ Gece boyunca ebeveynlik mutluluktur ‘’

Sevgiler,

Neslihan Değirmenci Emiraoğlu

Bir çocuk dünyaya getirmeden önce ‘’ne’’ idim unuttum, sonrasında ‘’anne‘’ oldum artık biliyorum; şimdi kendimi ‘bulma’ evresindeyim; sonrasında da ‘ol’urum diye umuyorum. Ben bir minnak muzurun annesiyim. Çocuğum ve bundan sonraki nesiller için şiddetsiz bir toplumun/dünyanın hayalini kuran, doğasever bir insan ve bir de Attachment Parenting Gönüllüsü ve Savunucusuyum.

 

Kaynaklar:

  1. Sears W., Doğal Ebeveynlik, Doğan Kitap, 2011 İstanbul
  2. Ockwell-Smith S., Çocuğum Neden Uyumuyor, Doğan Kitap, 2015 İstanbul
  3. www.attahmentparentinginternational.org
  4. www.puzzledepo.com ( görsel )
  5. www.lllturkiye.com/ Do Older Babies Need Night Feedings?
  6. www.hthayat.com / Sirkadiyen Döngüde Anne Sütü Mucizesi

 

Bunu Paylaş:
0

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir