Normal Bebek Uykusu

  1. BÖLÜM

NORMAL BEBEK UYKUSU:

BESLENME YÖNTEMİ VE GELİŞİMİ

“Bebeğim her saat başı beslenmek için uyanıyor.”

Küçük çocuğu olan ailelerin en çok kaygı duyduğu sorunların başında bebeklerinin uyku problemleri yer alıyor. Herhangi bir yeni ebeveyne sorun, birçoğu uykusuzluktan yakınacaktır. Çoğu da yaşadıklarının “normal” olmadığından ve çocuklarının düzeltilmesi gereken bir probleme sahip olduğundan endişe eder. Böylece kitapları tarayarak, aile ve arkadaşlarına ve hatta doktorlarına danışarak çocuklarının problemli uyku alışkanlıklarını nasıl düzelteceklerini bulmaya çalışırlar. Üstüne üstlük bu konuda muazzam bir kaygı duyarlar.

Çocuk uykusu hakkındaki yaygın ebeveyn kaygılarının bir parçası da ebeveynlere çocuğun uykusu konusunda endişe etmeleri gerektiğinin mütemadiyen söylendiği bir kültürde yaşamamız ve eğer çocukları yeterli uyumuyorsa bunun korkunç sonuçları olacağının söylenmesi nedeniyledir. Bir diğer problem ise yeni ebeveynlerin birçoğunun kendi çocuklarından önce hiç çocuklarla ilgili deneyim sahibi olmamaları ve bebeklerin uykusu söz konusu olduğunda gerçekten “normal” olan hakkında çok az fikre sahip olmalarıdır.

Normal uyku alışkanlıkları ile ilgili farkındalık kazandırmak ebeveynlerin stres ve kaygı düzeylerini hafifleterek tüm ailenin daha mutlu olmasını sağlayacaktır.

Normal olan nedir?

Uyku ile ilgili en sık karşılaşılan endişeleri, ebeveynlerin normal ve bebeklerinin gelişim süreçlerinin bir parçası olarak görmelerine yardımcı olacağı umuduyla seri başlıklar altında inceleyeceğiz.

“Bebeğim gece ve gündüz saat başı beslenmeye kalkıyor.”

Saat başı veya iki saatte bir, üç saatte bir olsun, ebeveynler genellikle bebeklerinin düzenli şekilde beslenmek için kalkmasından endişe duyarlar. Kültürümüzce dayatılan “gece boyu deliksiz uyku” kavramı düşünüldüğünde bu endişe şaşırtıcı değildir. Gece boyu deliksiz uyku biyolojik olarak normal değildir, özellikle de emzirilen bir bebek için.

Yeni doğduğunda bir bebeğin midesi sadece bir çay kaşığı kapasiteye sahiptir, yani bebek bu büyüme periyodunun gerektirdiği enerji ihtiyacını karşılayabilmek için çok sık bir şekilde beslenmeyi talep edecektir. Mide genişliği görece hızlı şekilde artıyor olsa da insan sütündeki yağ ve protein içeriği diğer memelilerin sütlerindekinden daha düşüktür, dolayısıyla bebekler daha sık beslenme gereksinimi duyarlar, bu da gece sık uyanmalarla sonuçlanır (Ball,2003;Ball,2009).

Bebeklerin gece ve gündüz açlık belirtilerine göre beslenmesi için tasarlanmış olan insan sütü, çok kolay ve hızlı bir şekilde sindirilir. Ancak genellikle başka memelilerin sütünden elde edilen–inek- formül sütün,   yağ oranı yüksektir ve içerdiği ilaveler dolayısıyla daha zor ve daha geç sindirilir. Bu bebeğin uykusunu etkileyebilir, doğal olmayan bir derin uykuya sebep olabilir (3.-4. evrelerde daha çok zaman harcanır)(Butte, Jensen, Moon, Glaze, & Frost Jr., 1992). Bu uyku evresinde uyanmak ve nefes duraklamalarını sonlandırmak özellikle uyanma güçlüğü çeken bebeklerde çok zordur. Dolayısıyla bebeğin yeterli oksijen muhafaza edebilme kapasitesinde potansiyel olarak düşüşe sebep olur. Buna rağmen formül süt kullanımı, ebeveynlerin toplamda daha çok uyumasına olanak sağlamaz (Doan, Gardiner,Gay & Lee, 2007).

Birincil enerji kaynağı anne sütü olan bir bebeğin çok sık bir şekilde emmek için uyanması, emzirme ilişkisinin devamlılığı için vazgeçilmezdir (Ball,2009). Bununla birlikte beslenme durumundan bağımsız olarak çoğu bebek gece boyunca düzenli olarak uyanır (Weinraub, Bender, Friedman, Susman, Knoke, Bradley, et al., 2012). Gece boyu uyanmak normal ve biyolojik olarak uyumlanmış bir süreçtir. Hatta ikinci yılda uykuların düzene girdiği sıklıkla raporlansa da, emen bebeklerde bu düzen farklılık gösterir.

Emziren anneler daha sık uyanıyor olabilirler ancak toplamda daha çok uyuduklarını raporlamışlardır. Örneğin; iki yıl boyunca emzirilen bebekleri inceleyen bir araştırmaya göre, bu bebekler birlikte uyuma ve tam zamanlı (uzatılmış) emzirmenin daha yaygın olduğu kültürlerdeki düzene paralel ikinci yılında da sıklıkla uyanmaya devam etmişlerdir. (Elias, Nicolson, Bora, & Johnston, 1986).

Gece uyanışları bebeği korumaya hizmet eder. Ebeveynleri ile birlikte uyuyan bebeklerde gece uyanışları daha yaygın olmakla beraber, bu uyanışlar ve aynı yatağı paylaşmak (güvenli şekilde yapıldığında) bebekleri ABÖS (Ani Bebek Ölümü Sendromu) riskine karşı korur. (Mosko, Richard, & McKenna, 1997; Mosko, Richard, McKenna, & Drummond, 1996). ABÖS’ün kritik periyodu 8. Aya kadar devam ederken (2.-3. Aylarda tavan yapar) gece uyanışları koruyucu etki yapmaktadır. Aslında tarih boyunca ve kültürler arası ebeveynliğe baktığımızda emzirme, beraber uyuma ve sık gece uyanmaları normal olandır ve diğer bebek uyku davranışları için ölçü kabul edilmelidir.

“Bebeğim gece boyu deliksiz uyuyordu, bu durum birden bitti.”

Hayal edin gece boyu düzenli bir şekilde bebeğinizi beslemeye ve uyutmaya kalkarken zamanla bunlar azalmaya başlamış. Sonra fark ediyorsunuz ki güzel ve uzun uykular uyumaya başlamışsınız. Bir seferde saatlerce uyku ve bu muhteşem! Fakat birden aynen geldiği gibi hızla gitmiş. Sizin muhteşem, gece boyu deliksiz uyuyan çocuğunuz birden tekrar uyanmaya başlamış. Bu deneyim, birçokları için gerçektir, bir şeyleri yanlış yaptığınız veya deliksiz uykuları geri getirmek için bir şeyler yapmanız gerektiği duygusu ile birlikte düş kırıklığı ve umutsuzluk yaratabilir.

Ancak gerçek şu ki siz hiçbir şey yapmadınız. Belirli bir süre deliksiz gece uykularından sonra tekrar gece uyanışları tamamen normaldir. Birçok çocuğun uykusu bu şekilde döngüler halinde devam eder. Uyku düzenlerini inceleyen araştırmacılar önceleri deliksiz uykular uyuyan 6-12 ay aralığındaki bebeklerde genellikle gece uyanışlarının aniden tekrar başladığını görmüşlerdir. (Scher, 1991; Scher, 2001). Aslında bir uzun dönemli araştırmaya göre de 3-42 ay aralığındaki çocukların gece uyanışları ve uyku süreleri bu süreçte istikrarlı değildir. (Scher, Epstein, & Tirosh, 2004).

Uyku düzenindeki değişime ne sebep oluyor? Muhtemelen her çocuğa özgü birçok farklı sebebi var. Bazıları için büyüme atağı veya diş çıkarma olabilir. Diğerleri zihinsel sıçramayı her zamankinden daha zor geçiriyor veya ayrılık anksiyetesi yaşıyor olabilir. Yeni yapılan bir araştırmaya göre emeklemeyi yeni öğrenen bebekler daha sık uyanıyorlar. Ve bazıları içinse asıl sebebi asla bilemeyebiliriz. Çocuklar büyüdükçe ve her biri bir sirkadiyen ritm oluşturduğunda farklı – bazıları ebeveynler için daha uygun -uyku döngüleri yaşayacaklardır. Bu değişimler sinir bozucu olsa dahi ebeveynler bunun normal olduğunun farkında olmalıdırlar. Umuyoruz ki bu değişikliklerin beklenen bir şey olduğunu bildiğinizde daha hazırlıklı olabilirsiniz veya en azından baş etmek zorunda kaldığınız uyku bölünmelerinize bir de kaygı yüklememiş olursunuz.

 

  1. BÖLÜM

NORMAL BEBEK UYKUSU:

DEĞİŞEN DÜZEN

Normal çocuk uykusu uyanıklık, baykuş gibi olma durumu ve değişken uzunluklar içerir.

“Çocuğum gece 2 de uyanıyor ve 1-2 saat uyanık kalıyor!”

Birimiz kızımızın bunu yaptığı ilk seferi çok net hatırlıyor. 14 ay civarıydı, gecenin bir yarısı uyanmıştı ve hangi stratejiyi uygularsak uygulayalım bir iki saat boyunca tekrar uykuya geçebilecek gibi görünmüyordu. Bu durum birkaç ay boyunca düzenli olarak devam etti. Sonra da başladığı gibi hızla bitti ve neredeyse bir yıl boyunca hiç tekrarlanmadı.

“Sebebi” nispeten bilinmiyor – her ne kadar araştırmacılar uykunun fizyolojik temellerini araştırmaya devam ediyor olsalar da – ama biz biliyoruz ki bu tip uzatmalı gece uyanışları 3 yaşına kadarki süreçte birçok çocukta yaşanıyor. (Weinraub, Bender, Friedman, Susman, Knoke, Bradley, et al., 2012). Çoğu kez uyanıklık sureleri kısadır ve çocuk çabucak sakinleşir. Diğer zamanlarda sakinleşmesi daha uzun sürebilir. Her iki durumda da bu durum hemen çocuğunuzun bir uyku” problemi” olduğunu göstermez. Artan gece uyanışları ve ağlamaları genellikle 6 ay civarında ve tekrar 2 yaş civarında görülür. Bu uyanışlar basitçe bebeğin ayrılık anksiyetesi yaşadığının göstergelerinden biri olabilir. Bu bebeğin bakım veren kişiden bağımsız olarak var olduğunu öğrendikçe gerçeklesen normal bir değişim sürecidir. (incelemek için, Middlemiss, 2004).

Bazıları yürümenin başladığı çocukluk dönemindeki gece uyanışlarının uyku problemlerinin yansımaları olduğunu ileri sürseler de bu fikirler bebek uykusunun gerçekliklerini yansıtmayan kriterlere dayalıdır. Birçok araştırma göstermiştir ki 12-24 ay aralığında gece uyanışları görece yaygındır. (Richman, 1981; Goodlin-Jones, Burnham, Gaylor, & Anders 2001; Scher, 2000; Weinraub et al., 2013). Nitekim bir ebeveynin bu durumu uyku sorunu olarak algılaması, deliksiz uyku beklentisi ile çocuğun (muhtemelen normal sayilabilecek araliga denk gelen) uykuları arasındaki kopukluk veya gece uyanmalarının ebeveynin uykusuna ve dolayısıyla günlük aktivitelerine etkisi sebebiyle olabilir. (Loutzenhiser,  Ahlquist, & Hoffman 2012). Bununla birlikte, her ne kadar uyku düzenindeki değişimler rahatsız ve sinir bozucu olsa da sağlıklı bir ebeveyn çocuk ilişkisi bağlamında normaldir. Kısa sürede gelen ve geçen uyku düzenleri normal değil de problem olarak algılandığında ebeveynler çok yüksek kaygı ve stres yaşayabilirler. (Middlemiss, 2004). Birçok ebeveynden öğrendiğimize göre bu gece kalkışlarının normal olduğunu anlamak bu durumu daha katlanılır kılmaktadır.

“Çocuğum saat 10’dan önce uyumuyor.”

Bazı batı toplumlarında bebekler çok erken saatlerde –mesela 7’de- yatakta olmazlarsa iyi bir uyku alışkanlığı edinemeyecekleri varsayılır. Maalesef, bu birçok aile için gerçekçi değildir ve sebebi ebeveynin bebeğini yatağına yatırma konusundaki ihmalkârlığı değil, bazı çocukların farklı sirkadiyen ritme sahip olması veya daha geç bir saatin o aile için daha uygun olmasıdır. Bazı bebekler bu düzeni yürümeye başladıkları çocukluk döneminde ve ötesinde de sürdürebilir.

Bebek ve yürümeye başlayan çocukların yatma zamanları ile ilgili kültürler arası veriler gösteriyor ki Asya ülkelerinde geç yatma saatleri daha sık görülüyor. (Mindell, Sadeh, Wiegand, How, & Goh, 2010). Kafkas ülkelerinde çocukların yatma saatleri ortalama 20.42 iken  Asya ülkelerinde bundan tam bir saat sonra ortalama 21.44. En geç uyku saati ortalaması ise 22.17 ile Hong Kong’da. Bu ülkelerde ayrıca kalkış saatleri de önemli ölçüde geç. Son bulgular gösteriyor ki Asya ülkelerinde çocukların büyük çoğunluğu ailesiyle aynı odada veya yatakta yatıyor. Dolayısıyla ailesiyle beraber uyuyan çocukların uyku düzenleri de ebeveynlerinin uyku düzenlerine yakın oluyor.

Unutulmamalıdır ki geç yatış saati tek başına bir problem değildir. Eğer ailenin geneli için problem oluşturuyorsa ebeveynler uyku rutinlerinde değişiklik yapmak isteyebilirler (Mindell, Telofski, Weigand, & Kurtz, 2009) veya uyku saatini daha erkene almak için uyku rutinini yavaş yavaş geri çekebilirler. (Richman, 1981)

“Çocuğum ne yaparsam yapayım önerilenden daha az (ya da daha fazla) uyuyor.”

Birçok insan, çocukların hangi yaşta ne kadar uyuması gerektiğini gösteren “uyku çizelgesi”ni görmüştür. Ebeveynlere bebeğin yeni doğanken ortalama 16-18 saat, iki yaşındayken toplam 13 saat uyuması gerektiği gibi bilgiler verilir. Araştırmacılar bir bebeğin veya çocuğun ne kadar uyuması gerektiği, sağlıklı uyku sürelerinin ne olduğu gibi sorulara yeterince net cevaplar bulamamışlardır ve bunlar genellikle tarihin farklı dönemlerinde çocukların ne kadar uyuduklarına bakılarak araştırılır. (Matricciani, Olds, Blunden, Rigney, & Williams, 2012).

Ebeveynler olarak şunu hatırlamakta fayda var ki bunlar önerilerdir. Her çocuk farklıdır ve öneriler her çocuğa uymayabilir. Bazıları daha çok bazıları daha az uykuya ihtiyaç duyabilir. Eğer bir çocuk gerçekten uyku yoksunluğu çekiyorsa bunun gözle görülür işaretleri olur. Uyku yoksunluğunun işaretleri, gözleri ovalama, sersemlemiş bakışlar, insanlara veya oyuncaklara odaklanamama, gece geç vakitlerde aşırı aktif olma ve sabah kalkarken zorluk çekme şeklinde görülebilir. Çocuğunuza ve onun davranış ve işaretlerine dikkat ederseniz  (çocuğunuzun uyuduğu süreden bağımsız olarak) yeterli  uyuyup uyumadığını anlayabilirsiniz. Uyku önemlidir ancak uykunuzu almanın aynı yerde kesintisiz uyumaktan başka yolları da olabilir.

 *İlginçtir ki araştırmacılar bize gecenin bir yarısı uyanışların yetişkinlikte de çok yaygın olduğunu ve geçmiş dönemlerde de normal kabul edildiğini söylemektedirler – “ilk uyku” 4 saat civarı sürüyor ve arada bir uyanıklık sürecinden sonra 4 saatlik “ikinci uyku” ile devam ediyor. (Daha detaylı bilgi için bakınız At Day’s Close: Night in Times Pastby Roger Ekirch (Norton 2005).

  1. BÖLÜM

NORMAL EBEVEYN DAVRANIŞLARI VE NEDEN BUNLAR ÇOCUĞUNUZA ZARAR VERMEZ

“Çocuğum hala bizim yatağımızda uyuyor.”

Çocuğu ile beraber uyuyan birçok aile şu tarz cümlelerle karşılaşacaktır: “Eğer siz göndermezseniz o asla yatağınızdan gitmeyecek.” ya da “Peki ya cinsel hayatınız ne olacak?” Ebeveynler sonunda çocukları için doğru şeyi yapıp yapmadıkları konusunda kendilerini sorgulamaya başlarlar. Ya da 16 yaşında hala her gece anne babası ile uyumak isteyen bir çocuğa sahip olup olmayacakları konusunda endişe duyarlar. Öncelikle bir çocuk ne zaman yataktan ayrılır onun cevabını konuşalım. Önce şuna emin olun ki siz onu yataktan zorla göndermeseniz dahi çocuğunuz birlikte uyumak için sizi üniversiteye yanında götürmeye çalışmayacak.

Yatak paylaşımı dünyada oldukça yaygındır ve bir çocuğun odasını ayıracağı yaş da farklılık gösterir. İskandinav ve Asya ülkelerinde yatak paylaşımı oranları Amerika ve Kanada’ya göre daha yüksektir (Mindell, Sadeh, Wiegand, How, & Goh, 2010; Nelson & Taylor, 2001; Welles-Nystrom, 2005; for a review, see Cassels, 2013). Yazarlardan biri tarafından ailelere yapılan bir ankette çocukların odasını ayırma talebinde bulundukları yaşlar en erken 18 ay iken en geç 10 yaş olarak görülmüştür.

Bu geçiş sürecini etkileyen bazı faktörler: Diğer odada kardeşinin bulunması (başka bir çocukla aynı odayı paylaşabilmesi), yatakta yeni bir bebeğin olması (bebeğin güvenliğini sağlama ve büyük çocuğun uyku bölünmesi yaşamasını engelleme) ve çocuğun kendi gelişimsel ihtiyaçları. Her aile kendi çocukları için ilgili faktörleri göz önüne almalı. Eğer onlar için her şey yolundaysa, kimse bir aileye aile yatağından vazgeçmesini söyleyemez. Daha da önemlisi, yatak paylaşımı ile ilgili araştırmalarda bebekken yatağı ayrılan çocuklara kıyasla ebeveynleri ile yatak paylaşımı yapan çocuklarda sosyal, duygusal veya bilişsel hasara rastlanmamıştır. (e.g., Abel, Park, Tipene-Leach, Finau, & Lennan, 2001; Barajas, Martin, Brooks-Gunn, & Hale, 2011; Keller & Goldberg, 2004; Okami, Weisner, & Olmstead, 2002).

Gündeme gelen ikinci konu ise kullanımda olan aile yatağının evlilik ilişkisine etkisidir. Yeni bir araştırma gösteriyor ki yatak paylaşımı bilinçli olduğunda evlilik ilişkisine herhangi bir etkisi bulunmamaktadır. (Messmer, Miller, & Yu, 2012).  Çocuğun uyku sorunlarına çözüm olarak yatak paylaşımını seçen ebeveynler ilişkileri üzerindeki stresin arttığını raporlamışlardır ancak bunun asıl sebebi muhtemelen çocuklarının uyku problemleridir. Cinsel ilişki söz konusu olduğunda ise çocuklarıyla beraber uyuyan aileler genellikle bu ihtiyaçlarını giderebilmek için yaratıcı çözümler üretmektedirler. Bu konuda yardıma ihtiyaç duyuyorsanız birçok güzel (ve eğlenceli) blog bulabilirsiniz.

4. BÖLÜM

NORMAL BEBEK UYKUSU: GECE EMZİRMESİNİN ÖNEMİ

“Çocuğum sadece emerek uyuyor.”

Birçok ebeveyn ilk aylarında bebeğin emerken nasıl kolayca uyuyakaldığını bilir. Doğrusu, emzirmek bebeklerin uykusunu getirir. Birçok insan bebekleri henüz küçükken bu davranışı hakkında fazla düşünmeseler de bebekleri büyümeye başladıkça bundan endişe duymaya başlar. Bazı uyku araştırmacılarının bebeği emzirirken uyutmayı uyku bozuklukları listesine koyması (Melzer & Mindell, 2006)  veya aile ve arkadaşlarınızın bebeğinize bu şekilde zarar verdiğinizi, asla kendi kendine uyumayı öğrenemeyeceğini söylemesi de size hiç yardımcı olmaz.  Birçok “uyku uzmanı” bu “kötü alışkanlığı” edinmemesi için bebeğinizi memede uyutmamanızı (Meltzer & Mindell, 2006), onun yerine bebeğinizi yerine koymadan önce uyandırmanızı önerirler.

Bir ebeveyn olarak çocuğunuzun emerken uyuması ve yerine koyarken de uyuyor olması sizin için problem teşkil etmediği müddetçe bu konuda çocuğunuz için endişe etmenize gerek yok. Bunu nasıl söyleyebiliyoruz? Birincisi, yeterince yorgun olan bir çocuk meme ile veya memesiz bir şekilde uykuya dalar. Memede uyumak bir çocuk için tercih ettiği bir yöntem olsa da (bağlanma için gerekli olan tüm yakınlığı ve samimiyeti sağlar), mecburi bir adım değildir. Yaşları ilerledikçe çocuklar farklı yerlerde ve pozisyonlarda da uyumaya başlarlar. Küçük bebekler asla konforsuz bir şekilde uyumaya zorlanmamalıdırlar, rahatlamak ve güvende hissetmek için emzirilmeye ihtiyaçları olabilir. Hatırlanması gereken bir diğer faktör de bütün çocukların bir gün memeyi bırakacağıdır. Çocuğunuzu uyuması için emzirmek ve ona sarılmak onun için bir konfor alanı, olumlu gelişimsel sonuçlar doğuran bir yakınlık sağlar. Çocuklar doğal gelişimlerinin bir parçası olarak bu yakınlığa ihtiyaç duyarlar. Bu kötü bir şey değil, bu basitçe çocuğunuza doğal gelişiminin ve ebeveyn olmanın gerektirdiği yakınlığı sunmaktır.

Eğer hala tereddütteyseniz emin olun ki emzirmek bir çocuğun uykuya dalmasına yardımcı olan en doğal yoldur ve gelişimini destekleyen çok önemli katkılar sağlar. Ebeveynler bilmelidirler ki akşam sütü daha çok triptofan (uykuyu tetikleyici bir amino asit) içerir. Triptofan beyin fonksiyonları ve gelişimi için vazgeçilmez olan seratoninin öncüsüdür. Yaşamın ilk yıllarında, triptofan alımı daha çok seratonin alıcısının gelişimine sebep olur. (Hibberd, Brooke, Carter, Haug, & Harzer, 1981). Gece sütü ayrıca seratonin sentezini destekleyen amino asitler içerir (Delgado, 2006; Goldman, 1983; Lien, 2003). Seratonin beynin daha iyi çalışmasına, insanın iyi hissetmesine ve uyku-uyanıklık döngülerine yardımcı olur. (Somer, 2009). Yani bebeklerin uykuya dalmalarına yardımcı olmasının da ötesinde akşam/gece sütü alması sadece içinde triptofan olduğu için özellikle çok önemlidir.

Memede (veya hatta kucakta) uyuyakalan bebekler ve çocuklar ile ilgili bir diğer endişe de nerede ilk uykuya dalarlarsa orada uyanmayı beklemeleridir (Anders, Halpern, & Hua, 1992).  Bu durum bebeğin beşik gibi farklı bir yerde uyandığında ağlamasına sebep olabilir. Yatak paylaşımı yapan ve emziren ebeveynlerin bebekleri daha az tepki verirler ve gece uyandıklarında kendi kendilerine annelerinin memesini bulup emmeyi öğrenebilirler. Anneleriyle aynı yatakta yatan bebekler geceleri daha sık uyansa da (Mosko, Richard, & McKenna, 1997), bu doğal etkileşim bebekler uyandıklarında onlarla daha yatıştırıcı ve basit bir şekilde ilgilenmeyi sağlar. Bu durumlarda, çocuklar gelişimsel olarak hazır olduklarında yarı uykulu vaziyetteyken yatırmak ve süreci kendisinin bitirmesini sağlamak gece kalkışlarını ve bu kalkışlardaki tepkilerini azaltabilir. Yine de bir bebeğin (veya çocuğun) gece boyu deliksiz uyuması beklenmemeli çünkü gece dahi ebeveyn müdahalesi gerektirecek sayısız ihtiyacı olabilir. 

 

  1. BÖLÜM

UYUMAK İÇİN DAHA ÇOK NORMAL EBEVEYNLİK

“Çocuğum sadece dışarıda/yürürken/üzerimde uyuyor.”

Bebekler ve çocuklar istediğimiz zaman onları koyduğumuz yerde uyusalar gerçekten çok güzel olmaz mıydı? Yalan yok, harika olurdu ama maalesef çoğu bebek böyle uyumaz. Annelerin bebeklerini uyutabilmek için fırtınada ve soğukta dışarıda yürümek zorunda kaldıklarından ya da hiç durmadan yürümeleri gerektiğinden (içeride veya dışarıda) şikâyet ettiklerini duyarız. Bu da bebeğin uyku saatlerinde annelerin soluk alma fırsatını elinden alabilir ve hatta açıkça tatsız bir durum haline gelebilir.

İlginç şekilde, bebeklerin uykuya dalmak için yaygın olarak ihtiyaç duydukları koşullar anne rahminde bolca maruz kaldıkları üç şeyi; dokunuş ses ve hareketi içerir. İnsan yavrusu kafa boyutundan dolayı diğer memeli yavrularından en az 9 ay daha erken doğar (daha fazla büyürse doğum kanalından geçemez, bakınız Trevathan, 2011), yani en az 9 ay daha bedenleri bir harici rahme ihtiyaç duyar. Yani rahim dışında uyumak için de anne rahminde onları uyutan şeyleri beklemeleri normal değil mi? Dokunuşa gelirsek, biliyoruz ki oksitosin huzur, güvenlik, sevgi gibi duyguların oluşumunda önemli rol oynar, bunların hepsi de uyku kalitesini etkiler(Uvnäs-Moberg, 2003).  Yani kendisine bakım veren kişiye fiziksel olarak yakın olan bebeğin uykuya dalması ve uykuda kalması daha olasıdır.

Bir diğer faktör sestir  – özellikle de bebeğin anne rahminde duyduğuna çok benzeyen bakım veren kişinin kalp sesi.  Bebeği tutan kişi annesi olduğunda onun kalp atışları, sesi ve nefes alıp verişi bir çeşit beyaz gürültü oluşturur ve bebeğin güvende hissedip uykuda kalmasına yardımcı olur. Aynı etkiyi bebeğe bakan başka bir kişi de sağlayabilir. Bu mümkün olmadığında beyaz gürültü aleti kullanılarak çevredeki rahatsız edici sesler kesilirken bebeğin uyumasına yardımcı olacak kadar arka plan gürültüsü de korunmuş olur. Bu beyaz gürültü aletleri bebeklerin daha iyi uyumalarını sağlamış (Spencer, Moran, Lee, & Talbert, 1990) ve bazı ebeveynlerin de daha iyi uyumalarına yardımcı olmuştur (Lee & Gay, 2011).

Üçüncü faktör, harekettir – bebek anne karnında bolca harekete maruz kalır; yumuşak ve sıvı dolu bir kesede düzenli olarak sallanır. Siz dinlenirken bebeğinizin rahminizde nasıl da hareketlendiğini hatırlıyor musunuz? Bunun sebebi bebeğinizin siz hareket ederken uyuyor olmasıdır. Modern aileler genellikle bebeklerini uyutmak için araba gezintisine çıkarırlar. Araba koltuğunun rahatlığı, sakinleştirici etkisi ile birleştiğinde birçok bebeğe uyku bastırır ve aileler arabayla amaçsızca dolaşırken onlar memnun bir şekilde uykuya geçerler. Aynı etki bebek arabası ile de sağlanabilir, bu kez anne babalar işlerini halledebilir veya yürüyüş yapabilirler. Muhtemelen en güzeli, bebeğini giymektir; hareket, ses ve dokunuş bir arada sağlanırken bakım veren kişi işlerini halledebilir, hayatına olduğu gibi devam edebilir. Bebeğini giymek, bebeğin ideal şekilde beyin ve beden gelişimine destek olan en güzel formda “harici rahim” etkisi sağlar(Narvaez et al., 2013).

Anlaşılması gereken en önemli nokta şudur ki, bebeklerin birçokları tarafından “ideal uyku” olarak düşünülen şekilde tek başına değil de birileri ile temas halinde uyumak istemesi normaldir. Yetişkinler bunu tercih ediyor olsa da sessiz bir odadaki bir yatak bebeklerin uyuması için ideal değildir.

 

***

Özetleyecek olursak

Umarız bu yazı dizisinde ebeveynlere bebeklerinin uykularına dair “problem” olarak algıladıkları ve düzeltilmesi gerektiğini düşündükleri bazı şeylerin aslında normal ve gelişimlerine uyun olduğunu açıkça ifade edebilmişizdir. Hâlâ bazı ailelerin çocuklarının uykularını problemli bulduklarının bilincindeyiz, bu sebeple aynı zamanda nazik bir biçimde çocukların uykuya geçmelerine nasıl yardımcı olabileceğiniz konusuna da eğiliyoruz. Ebeveynlerin bu yazı dizisinden almalarını umduğumuz şeyler:

  • Çocuklarımızın uykusu söz konusu olduğunda normal kabul edilen davranışların kapsamını daha iyi anlamaları
  • Eğer bu davranış o aile için sorun yaratmıyorsa çocuğun da bu normal uyku davranışından rahatsız olmadığı konusunda içlerini ferah tutmaları gerektiğidir.

Spesifik bir uzmanın tavsiyelerini dinlemek yerine bir bebeğin uyurken güvende hissetmesi için neler yapılması gerektiğini anlayıp ona bu güvenli davranışlar ekseninde bir uyku ortamı sağlamaya çalışın. Sonra da bebeğiniz için en iyi işleyen yöntem neyse onu yapın. Bırakın çocuğunuz rehberiniz olsun.

Ortak Yazarlar

Tracy Cassels, University of British Columbia, www.evolutionaryparenting.com

Sarah Ockwell-Smith, babycalming.com

Wendy Middlemiss, University of North Texas

John Hoffman, uncommonjohn.wordpress.com

Kathleen Kendall-Tackett, Texas Tech University, http://www.uppitysciencechick.com/sleep.html

Helen Stevens, Safe Sleep Space

James McKenna, Mother-Baby Behavioral Sleep Laboratory, University of Notre Dame, www.cosleeping.nd.edu

Referanslar

Anders, T.F., Halpern, L.F., & Hua, J. (1992).  Sleeping through the night: a developmental perspective.  Pediatrics, 90, 554-560.

Barajas, R.G., Martin, A., Brooks-Gunn, J., & Hale, L. (2011).  Mother-child bed-sharing in toddlerhood and cognitive and behavioral outcomes.  Pediatrics, 128, e339-e347.

Cassels, T.G.  (2013).  ADHD, sleep problems, and bed sharing: future considerations.  The American Journal of Family Therapy, 41, 13-25.

Delgado, P.L. (2006). Monoamine depletion studies: Implications for antidepressantdiscontinuation syndrome. Journal of Clinical Psychiatry67(4), 22-26.

Goldman, A. S. (1993). The immune system of human milk: Antimicrobial anti-inflammatory and immunomodulating properties. Pediatric Infectious Disease Journal12(8), 664-671.

Hibberd, C.M.; Brooke, O.G.; Carter, N.D.; Haug, M; Harzer, G. (1981). Variation in the composition of breast milk during the first 5 weeks of lactation: implications for the feeding of preterm infants. Arch. Dis. Child., 57:658-62.

Lee, K.A. & Gay, C.L. (2011). Can modifications to the bedroom environment improve the sleep of new parents?  Two randomized control trials.  Research in Nursing and Health, 34, 7-19.

Lien, E.L. (2003). Infant formulas with increased concentrations of α-lactalbumin. American Journal of Clinical Nutrition, 77(6), 1555S-1558S.

Meltzer, L.J. & Mindell, J.A. (2006).  Sleep and sleep disorders in children and adolescents.  Psychiatric Clinics of North America, 29, 1059-1076.

Messmer R, Miller LD, Yu CM.  The relationship between parent-infant bed sharing and marital satisfaction for mothers of infants.  Family Relations 2012; 61: 798-810.

Mindell, J. A., Sadeh, A., Wiegand, B., How, T. H., & Goh, D. Y. T. (2010). Cross-cultural differences in infant and toddler sleep.  Sleep Medicine, 11, 274-280.

Mosko, S., Richard, C., & McKenna, J.  (1997).  Infant arousals during mother-infant bed sharing: implications for infant sleep and sudden infant death syndrome.  Pediatrics, 100, 841-849.

Narvaez, D., Panksepp, J., Schore, A., & Gleason, T. (Eds.) (2013). Evolution, Early Experience and Human Development: From Research to Practice and Policy. New York: Oxford University Press.

Nelson, E.A.S. & Taylor, B.J.  (2001).  International child care practices study: infant sleeping environment.  Early Human Development, 62, 43-55.

Somer, E. (2009) Eat your way to happiness. New York: Harlequin.

Spencer, J.A., Moran, D.J., Lee, A., & Talbert, D. (1990).  White noise and sleep induction.  Archives of Diseases in Childhood, 65, 135-137.

Trevathan, W.R. (2011). Human birth: An evolutionary perspective. New York: Aldine de Gruyter.

Uvnäs-Moberg, K. (2003).  The oxytocin factor: tapping the hormone of calm, love and healing. Cambridge, MA: Da Capo Press.

Welles-Nystrom, B. (2005).  Co-sleeping as a window into Swedish culture: considerations of gender and health care. Scandinavian Journal of Caring Science, 19, 354-360.

(Orijinal Yazı: Normal, Human Infant Sleep: Feeding Method and Development

Yazar: Darcia Narvaez Ph.D. (Ortak yazarlar: Tracy Cassels,Sarah Ockwell-Smith, Wendy Middlemiss,John Hoffman,Kathleen Kendall-Tackett,Helen Stevens,James McKenna)

Çeviren:  Burcu Ertürk Teke
Düzeltmeler: Sena Gönüllü Yalçın , Arzu Yücekaya Bat, Seda Diri İlic

Yazarın izniyle çevrilmiştir.)

Burcu Ertürk Teke

Gönüllü emzirme danışmanı, doğal ebeveynliği ilke edinmiş, şefkatli ve mutlu bir çocuk yetiştirebilmek için her gün öğrenmeye devam eden bir anneyim. Bana göre her çocuk başka bir dünya. Biz gittikleri yolda onlara sadece eşlik ediyoruz. Bu yolda yürürken edindiğim deneyimleri, toparladığım ve çevirdiğim kaynakları, önce kendim ve çocuğum için, sonra da dokunabileceğim diğer anneler için bir platformda bir araya getirmek istedim. Bidunyacocuk.com işte bu şekilde ortaya çıktı. Yazmaya duyduğum aşkla öğrendiklerimi paylaşmaya devam ediyorum.

Peki ben kimim?

İstanbul Teknik Üniversitesi & New York Eyalet Üniversitesi çift diploma programı İşletme bölümünden mezun oldum. Sonrasında Yıldız Teknik Üniversitesi İnsan Kaynakları Yönetimi Yüksek Lisans programına girdim. Birkaç yıl özel sektörde İnsan Kaynakları ve Dış Ticaret bölümlerinde çalıştıktan sonra kızıma hamile kaldığımda şehir değişikliği sebebiyle işi bıraktım. Şuan eşim ve kızımla beraber İzmir’de yaşıyoruz.

Sosyal medya hesaplarım:

https://www.facebook.com/bidunyacocuk/

https://www.instagram.com/bidunyacocuk/

www.bidunyacocuk.com

Bunu Paylaş:
0

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir