Duygusal Açlık mı Sevgi mi?

Yazan: Ph. D. Robert W Firestone, 24 Şubat 2009

İngilizce aslından Türkçeye çeviren: Yasemin Reyhanioğlu, Eylül 2018

Çeviri düzeltisi: Yasemin Özşahin, Ekim 2018

Duygusal açlık sevgi değildir. Güçlü bir duygusal ihtiyaçtır.

Duygusal açlık, sevgi değildir. Çocukluk çağındaki duygusal yoksunluğun sebep olduğu güçlü bir duygusal ihtiyaçtır. İnsanların, genellikle bir eksikliği gidermek ya da boşluğu doldurmak için umutsuzca dışa vurduğu acı ve arzunun ilkel bir görüntüsüdür. Bu boşluk, yalnızlığın ve ayrılığın acısı ile derinden bağlantılıdır ve yetişkin olarak kurulan ilişkilerde çoğu zaman gerçek anlamda telafi edilmesi mümkün değildir. Ancak insanlar kendi acılarına katlanmayı ya da bu ilkel ihtiyaç ve bağımlılığın anlamsızlığı ile yüzleşmeyi reddederler. Kendilerinin de
ölümlü olduğu gerçeğini inkâr eder ve güçlerinin yettiği her şeyi başka insanlarla bağlı olduklarına dair bir yanılsama yaratmak için kullanırlar. Başka insana ait olma kurgusu, ölüm ile ilgili kaygıyı azaltır ve insana ölümsüzlük hissi verir.

Açlık, o kadar güçlüdür ki dışa vurulduğunda karşı tarafı sömürebilir ya da tüketebilir. Çoğu insan bu hissi sevgi olarak tanımlar. Sürekli bağlantıda kalma arzusunun gerçek etkisi ile sevgiyi yanlışlıkla karıştırır. Oysa bu, gerçek sevgi değildir ve ne kadar zorlarsanız zorlayın hiçbir şey gerçekte olduğu şeyin dışına çıkamaz.

Duygusal açlık hissi çok derindir. Nefes almaya ihtiyaç duyduğunuz gibi bu açlığı doyurmaya ihtiyaç duyarsınız ve varlığını hissetmek içinizi acıtır. Kendinizi, bu acıtan hissi yok etmek amacıyla sürekli biriyle temas halinde, başkalarına dokunurken ya da yakınlık gösterirken, sevgiye dair hareketler içinde bulabilirsiniz. İnsanlar en çok kendileri için ihtiyaç duyduklarından dolayı başkalarına fiziksel yakınlık ve ilgi gösterirler. Normal fiziksel yakınlığın aksine bu tür bir fiziksel yakınlık, sevilen kişinin -özellikle kişinin çocuklarının- psikolojik olarak gelişimlerini artırmaktansa, duygusal kaynaklarını tüketir.

Kendi sevgi ifadelerinize ya da ‘seni seviyorum’ cümle kullanımınıza şüphe ile yaklaşmak akıllıca olur.

Kendinizi doğru bir şekilde yoklarsanız, bu sözcükleri en çok başkalarına karşı hissettiğinizde değil, daha ziyade güçlü bağımlılık ihtiyacı duyup, kendinizi güvende hissetme ihtiyacınız olduğunda söylediğinizi
keşfedebilirsiniz.

Hem ebeveynler hem de başka insanlar, duygusal açlık ve sevgi arasındaki karışıklık yüzünden, sevgi adı altında çocuklarda hasar bırakabilecek davranışlarda bulunabiliyor. ‘Compassionate Child Rearing’ kitabımda fark ettik ki ebeveynler samimi ve kendiliğinden sevgi dolu ve uyumlu ise çocukları üzerinde anaç bir etkileri olacaktır ki bu, çocuğun devam eden gelişimine olumlu etki eder. Bu çocuk bir yetişkin olduğunda güvenli bağlanmaya, ilişkilerinde uyumlu olmaya, mahremiyete saygı göstermeye ve hoşgörülü olmaya yatkın
olacaktır.

Bunun tersine duygusal olarak aç bir ebeveyne sahip olmak çocuğu kaygılı bağlanmaya iter ve yaralı olarak bırakır. Bu tip bir ebeveyn ile çocuk ne kadar fazla ilişki içinde olursa, ebeveyn çocuğun güvenlik ve rahatına o derece zarar verir. Bu tip aşırı dokunuşlu ilgi, çocuk için aşırı kaygı ya da çocuğun hayatına aşırı müdahale içeren ebeveynlik yapmak; yalnızca çocuğun sınırlarını ihlal etmekle kalmaz, aynı zamanda ergenlik döneminde az tepki göstermeye teşvik
eder. Bu durum bir yetişkine dönüştüğünde çocuğun kariyerini ve özel hayatını ciddi olarak kısıtlayabilir, kişinin bireyselliğini tehdit edebilir ve belirgin suistimallerden bile daha yıkıcı olabilir.

Duygusal olarak aç olan ebeveynler çocukları ile ilişkilerinde daha ziyade bir bağımlı gibi takıntılı şekilde hareket ederler. Abartılı ilgileri ve müdahaleleri çocuğun gelişimini sürekli olumsuz etkiler. Bu ebeveynler iletişimlerinin zarar verdiğinin farkına vardıklarında bile, çoğunlukla iletişim yoğunluğunu azaltmakta zorlanırlar.

Duygusal olarak aç olan ebeveynler çocukları üzerinde sıklıkla aşırı korumacıdırlar. Çocuğun yaşamla başa çıkma kabiliyetini ve bu doğrultuda deneyim kazanmasını kısıtlarlar. Anormal bir bağımlılık şeklini aşılarlar. Çocuğun fiziksel sağlığı ile aşırı ilgili olduğunda, çocuğun haddinden fazla korku tepkileri vermesine ve hastalık hastası (hipokondri) olma eğilimine sebep olurlar.

Bazı aşırı korumacı ebeveynler çocuklarını akranlarından ya da olumsuz tesiri olabilecek diğer aile dışı bireylerden izole etme girişiminde bulunabilirler. Bununla birlikte bu tarz dışlamalar, abartılı olarak devam ettiğinde çocuğun farklı çeşitlilikteki davranışlara açık olma durumunu ve yaşamı ele alış biçimini kısıtlar. Çocuğun diğer insanlara güvenme ve dünyaya uyum sağlama kabiliyetinde hasara neden olurlar.

Pek çok ebeveyn, çocuklarının kişisel sınırlarını çeşitli şekillerde aşar: uygunsuz bir şekilde onlara dokunarak, onlara ait kişisel eşyaları yoklayarak, elektronik postalarını okuyarak ve arkadaş ve akrabaları için gösteri yapmalarını buyurarak. Bu tip ebeveynsel müdahalecilik, çocuğun kişisel özgürlük ve özerkliğini ciddi bir şekilde kısıtlar. Pek çok anne-baba çocukları adına konuşur, çocukların kazanımlarını kendilerininmiş gibi üzerine alınır, başarıları ile abartılı şekilde böbürlenir ve dolaylı olarak onların üzerinden hayatlarını yaşamaya kalkışırlar.

Gerçek sevgi ve duygusal açlık arasındaki fark objektif bir gözlemci tarafından ayırt edilerek saptanır; zira ebeveynlerin bu ayrımı yapması zordur. Bu farkı ortaya çıkarmada üç faktör önemlidir:

  1. Ebeveynin doğal duygu durumu
  2. Ebeveynin çocuğa gerçek davranışı ve
  3. Ebeveynin duygu durumunun ve davranışlarının çocuk üzerindeki gözlenebilir etkisi.

Doğal şekilde sevgi gösterebilen bir ebeveyn kendisiyle ilgili pozitif bir benlik algısına sahiptir ve böylece hem kendisi hem de çocuk için şefkat algısını kalıcı hale getirebilir. Ve bununla beraber aynı anda bireysel de kalabilir ve çocuğun benliği ve kendi benliği arasındaki sınırların farkındadır. Böyle bir ebeveyn çocuğa saygılı davranır ve aşırı korumacı ya da istismarcı değildir. Kolayca doğal bir şekilde iletişim kurar. Çocuğun bireyselliği konusunda gerçek bir anlayışa sahiptir. Sevilen çocuk, gerçekten sevildiğini gösterir. Hayat dolu olur ve yaşına uygun bağımsızlık sergiler. Duyguları gerçekten kendi merkezinden gelir. Duygusal açlığa mahkûm edilen çocuk umutsuzdur, bağımlıdır ve duygusal olarak dengesizdir ya da duyguları yok edilmiştir. İyi bir gözlemci, çocuklar üzerindeki bu önemli etkileri fark eder ve onların izinden giderek ebeveynin duygu durumunu keşfedebilir.

Bazı istisnalar olmasına rağmen, duygusal açlık kavramı psikoloji kaynaklarında yeterince irdelenmemiştir. Ancak çocuğun büyüme ve gelişmesini olumsuz etkileyen temel faktörlerden biridir. Ebeveynlerin duygusal olarak olgunlaşmamış olması ve çocukları yoluyla donanımlı hale gelmek için duydukları güçlü ihtiyaç, çocuğun gelişimi ve sonrasında da uyumu konusunda ciddi olumsuz etkilere sahiptir. Şefkatli Çocuk Büyütme Ebeveyn Eğitim Programı’ndaki pek çok ebeveyn kendi içlerindeki çatışmanın davranışlarına etkisini fark ederek, yavrularına verdikleri yanlış tepkileri değiştirdi ve aile ilişkilerindeki kaliteyi önemli ölçüde artırdı. Son olarak, aile etkileşimleri çalışmamızda anne-yeni doğan bağını ya da yeni doğanın yaşamının ilk saat ve günlerdeki bağlanma şeklinin kalitesini sorgulamaya başladık. Psikoloji bilimi araştırmacıları ve gelişimsel psikologlar olarak duygusal açlığa ve olgunlaşmamış ebeveynin ihtiyaçlarına dayalı olabilen bu bağı ve bu nitelikteki bağlanmanın kapsamını, çocukla sanal bir bağlanmadan ziyade hakiki ilgi ve sevgi dolu bir alana taşımayı görev bildik.

İnsanlar için bu açlık duygularını görerek, kendi duygusal ihtiyaçları ile yüz yüze gelmek acılı ama katlanılabilirdir.

Maalesef, çoğu birey gençken yaptıkları gibi bu acıdan kaçınmayı ve inkâr etmeyi seçer. Çıkış arar ya da bu yadsımaya yardım edecek veya yalnızlık hissini yok edecek etkinlikleri seçerler. Başkalarına bağlı oldukları kurgular yaratır ve birilerine ait olduklarını hayal ederler. Bu kurgusal bağlar şekillendiğinde, gerçek sevgi heba olur. Biz; paylaşmaktan kaçarak kontrolcü oldukça ve duygusal açlık ile acı hislerimizi yok etmek için uyuşturucu gibi başkalarından faydalandıkça, diğerlerine karşı hissettiğimiz sevgi ve saygı gibi duygular yok olur.

Kurgusal bağ bireylerin acısını ve gerçek hislerini öldürmek için birbirlerini kullandıkları bir ölüm antlaşması olabilir. Sıklıkla ilişkilerini, yıkıcı davranışları dışa vurmak için bir ehliyet olarak kullanırlar. Çünkü bireyler birbirlerine aittir ve ilişkilerinin sonsuza dek süreceğine kesin olarak hemfikirdirler. Aile sevgisi efsanesi ve bireylerin bu birlikteliği önemsemesi üyelerin yalnızlık ve acılarını reddetmesi için paylaşılan gizli bir antlaşmadır. Bu, hayatın gerçeklerini, ölüm ve ayrılığı ve bir birey olarak bütünlük içinde yaşamayı yok etmeyi planlayan bir inkar şeklidir.

(Yazının orijinali: https://www.psychologytoday.com/us/blog/the-human-experience/200902/emotional-hunger-vs-love)

Görsel :amenteemaravilhosa.com

Yazan: Dr. Robert Firestone, Ph.D., klinik psikolog, yazar, teorisyen ve sanatçı.

(Dr. Robert Firestone ile ilgili daha fazla bilgi için www.glendon.org ya da www.theartofrwfirestone.com’u ziyaret ediniz.)

Çeviren: Yasemin Reyhanioğlu

 

 

 

 

 

 

Bebeği hayatına girdikten sonra kendini yeniden doğurup bebeği ile büyümeyi, yavaşlamayı, an’da kalmayı, şiddetsiz iletişebilmeyi,  kendi geçmişi ile yüzleşmeyi, kendine şefkat göstermeyi ve ihtiyaçlarını ertelememeyi öğrenmeye çabalayan ancak kaplumbağa adımlarıyla ilerleyebilen herhangi biri.

Düzenleyen: Yasemin Özşahin

 

 

 

 

 

 

Önce okumayı, sonra yazmayı en çok konuşmayı seven; hala bir değişim ve yapılanma içinde ve kendini tek kelimeyle anlatmak isterse de  ‘yenilenmek’ diyebilecek; sıradan, seven, sevinen, kızan, deliren, üzülen, acıkan, bağıran, kahkaha atan, gülümseyen, arada (çoğunlukla) otomatiğe bağlayan, sonra otomatik pilottan çıkan iki çocuk annesi bir anestezist…  Anne olmak ona, kendini ifade edemeyen bir miniğin kişisel sınırlarını keşfetmeye çalışırken, kendi sınırlarının ne olduğunu öğretmiş olan bir kadın… Herkes gibi, ne eksik ne de fazla…

Bunu Paylaş:
0

Eşler Arasında Boşanma Sürecinin Yönetilmesi

Boşanma sayısı arttıkça toplumumuzda yeni bir aile tipiyle daha sık karşılaşmaya başladık: tek ebeveynli aile.

Bu artış karşısında pek çok insan aile kurumunun yok olma riskiyle karşı karşıya olduğunu öne sürse de araştırmalar boşananların anlamlı bir çoğunluğunun yeniden evlendiklerini ya da yeniden evlenme arayışına girdiklerini göstermektedir. Bunun sonucunda ‘yeniden oluşturulmuş’ aile adı altında yeni bir aile tipi daha türemiştir.

Boşanma konusunu hafife almak, ‘canım yürümezse boşanılır, ne olacak’ demek, boşanmalara dışarıdan yorum yapıp değerlendirmek kolaydır, ancak bilimsel olarak da kabul gören gerçek
şudur:

Boşanma aynı ölüm gibi, evlilik gibi, doğum gibi, doğal afet gibi, konuyla ilgisi olan herkes üzerinde ciddi etkiler yaratan bir yaşam olayıdır.

Okumaya devam et Eşler Arasında Boşanma Sürecinin Yönetilmesi

Bunu Paylaş:
0

Normal Bebek Uykusu-1

  1. BÖLÜM

NORMAL BEBEK UYKUSU:

BESLENME YÖNTEMİ VE GELİŞİMİ

“Bebeğim her saat başı beslenmek için uyanıyor.”

Küçük çocuğu olan ailelerin en çok kaygı duyduğu sorunların başında bebeklerinin uyku problemleri yer alıyor. Herhangi bir yeni ebeveyne sorun, birçoğu uykusuzluktan yakınacaktır. Çoğu da yaşadıklarının “normal” olmadığından ve çocuklarının düzeltilmesi gereken bir probleme sahip olduğundan endişe eder. Böylece kitapları tarayarak, aile ve arkadaşlarına ve hatta doktorlarına danışarak çocuklarının problemli uyku alışkanlıklarını nasıl düzelteceklerini bulmaya çalışırlar. Üstüne üstlük bu konuda muazzam bir kaygı duyarlar.

Okumaya devam et Normal Bebek Uykusu-1

Bunu Paylaş:
0

Bir Babanin Gozunden Attachment Parenting

Merhaba,

Attachment  Parenting, William Sears, gelişim psikolojisi dediğimiz şeyler aslında bir öğretmen olarak daha çok ilgimi çeken konular olsa da ben bu yazıda “Neydim ne oldum, AP benzeri yaklaşımlar aslında benim gibi bir odunu bile nasıl yontabilir?” üzerine konuşmak istiyorum. Değişmeye hazır olan herkesi beklerim.

Bu yaşıma kadar (29) çevremde pek çok farklı ebeveyn modelleri, farklı çocuk yetiştirme şekilleri ile karşılaştım.  Çok aykırı bulduklarım da oldu, hayran olduklarım da.  Çocuğunu şımartanları, sevgilerinden evlat kölesi olanları da gördüm.  Çocuğu daha ilk aylarından itibaren terbiye etmeye çalışanı, ödül-ceza kıskacında kendi istediği doğrultuya sokmaya çalışanı da.  Aslında bana en yakın olan da buydu.

Okumaya devam et Bir Babanin Gozunden Attachment Parenting

Bunu Paylaş:
0

Ebeveynlikte Bilinçli Farkındalık

Bilinçli farkındalık, an be an geniş bir farkındalık ile; odaklanmış dikkat, arasında esnek bir şekilde geçiş yapabilme becerisini kapsar.

Anda olana yargısızca tanık olabilmek için, ‘mevcut olma’ pratiğidir.

Kısa süreler için bunu yapabilmek kolay gibi görünse de, zihni anda tutma ve deneyime açık olması için süreklilik içinde yeniden yönlendirme pratiği aslında zorlayıcıdır.

Otomatik bir şekilde sürekli bir değerlendirme içinde olan zihnimiz, karşımıza çıkan nesneleri ya da deneyimi “iyi” ya da “kötü” olarak tanımlarken ve bu otomatik yargıya, inançlarımız, fikirlerimiz ve beklentilerimizden oluşan düşünsel önyargılarımız da eklenince, aslında olan şeyin gerçek doğasını göremeyiz.

Okumaya devam et Ebeveynlikte Bilinçli Farkındalık

Bunu Paylaş:
0

Kisisel ve Aile Hayatinda Denge Kurmak

“Ne olduğumuz çocuğumuza ne söylediğimizden çok daha fazlasını öğretir; öyleyse biz, çocuklarımızın olmasını istediğimiz kişi olmalıyız.”

Joseph Chilton Pearce

 

Anne kediyi 5 yavrusunu doğurduğu zaman hayranlıkla izledim. İlk günler onun için yaptığımız lohusa yatağından neredeyse hiç çıkmadı. Anlık yemek ve tuvalet molaları, sonra tam zamanlı annelik. Sakin ama tetikte, özenli, şefkatli ve yorgun gördüm onu. Çok sürmedi; yavruların gözleri ve kulakları açıldığında o da kendi özel hayatına yer açmaya başladı. Biraz daha uzun gezmeler, emzirme sonrası bir köşede kendine bakım molaları… Dört haftayı tamamlayan yavrular bahçede küçük keşiflere çıkarken anne de göz ucuyla onlara bakıyordu; belki de artık onlardan ziyade geniş ufka bakıyordu…

Bir kedinin dış yönlendirmelerden, -meli/-malı’lardan uzak, iç sesine yakın, doğal yaşamına özeniyorum. İçimizdeki sesi duymak için, içimiz can kulağıyla dinlenmek istiyor.

Okumaya devam et Kisisel ve Aile Hayatinda Denge Kurmak

Bunu Paylaş:
0

Istikrarli ve Devamlilik Arz Eden Ilgi

İnsanlık tarihi boyunca bebekler  annelerinden ayrı düştüklerinde ölüm tehdidi ile karşı karşıya kalmışlar ve bir şekilde bu hayat kurtaran bilgi nesiller boyunca aktarılarak bugüne gelmiştir. Bebekler bugün de aynı  geçmişte olduğu gibi , iletişim çabalarına ve ihtiyaçlarına  sevgiyle ve  tutarlı şekilde cevap veren, güvenilir  bir yetişkinin varlığına muhtaç olarak doğmaya devam ediyor gibi görünüyor.

Okumaya devam et Istikrarli ve Devamlilik Arz Eden Ilgi

Bunu Paylaş:
0

Attachment Parenting 8 Temel Ilkesi

Lutfen bu ilkelerin kati
kurallar butunu degil; AP icinde yol gosterici ve dolayisiyla aile dinamiklerine dahil edilebildigi/uyarlanabildigi her haliyle degerli oldugunu unutmayalim.
1. Hamilelik, Dogum ve Ebeveynlige Hazirlik:
Hamilelik ve dogum icin duygusal ve fiziksel olarak hazirlanmak. Hamilelik sureci, dogum sekli, yenidogan bakimi vs konularinda oncesinde arastirma ve bilgi sahibi olmak. Cocukluk sureci (gelisimsel, fiziksel, duygusal asamalar, ataklar vs) hakkinda surekli bilgilenme, bu bilgiler isiginda gercekci beklentiler olusturma ve esnek olabilme becerileri.
2. Sevgi ve Saygiyla Beslemek
Emzirmek bebegin besin ve duygusal ihtiyaclarini karsilamak icin en etkin yoldur. Bebek emzirilemiyorsa da ten ve goz temasi kurarak beslemek yine etkili olacaktir. Bebegin aclik isaretlerini gozlemleyerek; ac oldugunda yemesi, doydugunda durmasi icin yardimci olmak; yemeye zorlamamak, saglikli gidalar sunmak ve saglikli bir beslenme aliskanligi icin aile icinde ornek olmak.

Okumaya devam et Attachment Parenting 8 Temel Ilkesi

Bunu Paylaş:
0