Okul!

“Ne anlam ifade ediyor sizin  için bu sözcük?”

Belki bazılarımız için çocukluk hatıralarından fırlayan korkulu bir rüya,  bazılarımız için ise nefes alınan bir yer. Benim için dış dünyaya açılan bir kapı,  içinde kelimelerin, arkadaşların, oyunun olduğu evden, ev işlerinden uzakta geçirilen bir kaç saat anlamına geliyordu.

O zamanlar hatırladığım kadarıyla bütün kız arkadaşlarım okulu seviyordu.  Çünkü biz bol ev işinin, bol çocuğun ve bol sorumluluğun  olduğu bir köyde doğmuştuk. Okula gitmek demek evin boğucu havasından kaçmak demekti. Oyun oynamanın o kadar iş dururken “şımarıklık” sayılmadığı bir yerdi.  Köyler şimdiki gibi şehir havasından sıkılmışların gidip dinlendiği, doğal beslenme tutkunlarının akın ettiği yerler değildi. Küçücük evlerde  çoluk çocuğa yetişmeye çalışan, tarladaki işlerden, sağılacak ineklerden, kışın yakılacak soba için taşınacak odun kömürden,  su taşımaktan, bahçe bağa bakmaktan sıtkı sıyrılmış anneler,  yeni ayaklanmaya  başlayan  çocuklara hele de kız çocuklarına hemencecik sorumluluğu veriveriyordu. Yaş farketmeksizin büyük abla kendisinden küçüklere bakmak, büyük erkek çocuk ise tarlada bağda bahçede tüm işlere yardım etmek zorundaydı.  İşte benim için de okul sihirli bir zaman dilimiydi. Başka bir dünyaya girmek demekti. Okumaya devam et Okul!

Bunu Paylaş:
0

Ensest ve Çocuk İstismarı

Çocuk hakları bu grubun öncelikli savunduğu değerlerdendir. Çocuk istismarını engellemek ve gerçekleştiğinde ise iyileşme için destek olmak önceliklerimizden birisidir. Bu konuda sık sık gönderi ve yazı paylaşıyoruz. Bundan sonra da ensest ve cinsel istismarın kökenleri ve engelleme yolları ile oluştuğunda yapılacaklarla ilgili çalışmalar yapacağız.

Biz ülkemizde halen yüzlerce evde cinsel istismara uğramaya devam eden çocuklar için ve bu çocukların gelecekte kronik psikolojik rahatsızlığı olan – ki bu rahatsızlıklar arasında pedofili de var- insanlara dönüşmemesi için çalışmak istiyoruz. Bugüne kadar da kadınların duygusal olarak güçlendirilmesi için çabaladık. Bir insana ‘çocukluk travmaların üzerinde çalışmak ebeveynliğine iyi gelecek’ dediğimizde bu travmaların arasında istismar olduğunun da farkındayız. Bu travmanın, kadının (çocuğu istismara uğradığında) çocuğunu koruyamamasına sebep olabileceğinin de, kendi istismar travması ve bağlanma problemlerinin çocuğuyla bağ kurmasına, onu duymasına engel olabileceğinin de farkındayız.

Okumaya devam et Ensest ve Çocuk İstismarı

Bunu Paylaş:
0

Naomi Aldort, Çocuğunuzla Birlikte Büyümek

İnsanlar, anne-baba olduktan sonra, daha önce deneyimlemedikleri yepyeni bir evrene adım atmış olmanın korku ile karışık mutluluğunu yaşarlar. Fakat bu yabancı evrende, neyi doğru, neyi yanlış yaptıklarından emin olmak ve daha ötesi çocukları için iyi birer ebeveyn olmak için kaynak arayışına girişirler. İşte, anne-baba olma hali ile ilgili yazılmış yüzlerce, hatta binlerce kaynak arasından, farklı bakış açısıyla öne çıkıyor “Çocuğunuzla Birlikte Büyümek”.

Okumaya devam et Naomi Aldort, Çocuğunuzla Birlikte Büyümek

Bunu Paylaş:
0

Esra Gül Coşkun’un Pozitif Doğum Hikayesi

Bekleyiş Sona Erdi

Yaklaşık dört yıl önce bu satırları yazdığım odada küçük kızımın dünyaya geliş macerası başlamıştı. Nasıl yani? Evde mi? Evet, kendi sıcak yuvamızda.

 

Her zaman için, hatta hamile kalmadan önce bile, normal doğum taraftarı bir insandım. Bir gün hamile kalırsam bebeğimi doğal bir şekilde bu dünyaya getirmek isterdim. Bunda kendi annemin de bizi, üç çocuğunu, normal doğumla evde dünyaya getirmiş olmasının etkisi büyüktü sanırım. Tamam, normal doğum istiyorsun da evde olsun diye niye fantezi kuruyorsun demezler mi adama? Derler. Neden evde peki? Birincisi, hastalandığında ilaç kullanmaktan ölesiye korkan, hastalıklarına yokmuş gibi davranan ve onların da bu şekilde geçip gittiğini görünce bu tavrını koruyan, hastanelere karşı neredeyse fobisi olan bir insanım. Bir de hastanede doğum yapanların kötü anılarını dinleyince evde doğum yapma isteğim daha da güçlendi.

Okumaya devam et Esra Gül Coşkun’un Pozitif Doğum Hikayesi

Bunu Paylaş:
0

Fatma Alp Söyleyici’nin Pozitif Doğum Hikayesi

“Anne” Diye Bir Şey Oldum…

Derler ki kadınların doğum hikayeleri, erkeklerin askerlik hikayeleri anlatmakla bitmezmiş. Bitmesin de zaten… Doğum biz kadınlara bahşedilmiş en büyük hediye!

Nicedir bu yazıyı aklımda yazıp yazıp siliyorum. Çoğu insana anlattım ama çok daha fazlasına ulaşsın istiyorum. Evet bu, Eylül’ün beni anne yapışının öyküsü…

Flört dönemimizde Ender derdi ki sana benzeyen bir kızımız olsun isterim. Doktorum bir kızınız olacak dediğinde ikimizin de suratına kocaman bir gülümseme oturdu.

Okumaya devam et Fatma Alp Söyleyici’nin Pozitif Doğum Hikayesi

Bunu Paylaş:
0

Şeyda Apaydın’ın Pozitif Doğum Hikayesi

5 ocak 2017. Bu yazıyı yazdığım şu saatlerden tam bir yıl önce bebeğimi göğsüme koydular. Doğum hikayemi tam da oğlumun doğumuna 3 saat kala yazmak güzel bir tesadüf oldu.

Doğumumdan biraz daha geriye gitmek istiyorum. Evlendiğimde doğum kelimesi benim için korkunç bir kelimeydi. Doğum deyince aklıma gelen şey avazın çıktığı kadar bağırmak, annemin kardeşimi doğururken ölümün ucundan dönmesinin  hatıralarıydı. O yüzden bebek düşünemiyordum bile.

Fakat hayatın bana tam da bu noktada bir şakası vardı. Evliliğimden bir yıl geçip ucundan bebeğe niyet ettiğimiz sırada ilk kontrolümde çikolata kistim olduğunu öğrendim. Adı ne tatlı değil mi? Sonunun nereye varacağını bilemediğim bir yolculuğa başlamış olduk. Tedaviler, ilaçlar derken maalesef bir yılın sonunda kistim kat ve kat büyüyünce ameliyat olmak zorunda kaldım. Ameliyattan çıktığımda odada gözlerim hep bir bebek aradı. Çünkü doğumhane katındaydım; ağlayan bebek sesleri vardı fakat benim odam bomboştu. Ameliyattan sonra 6 ay daha süren ilaç tedavisi benim için çok ağır geçiyordu. Son kutu ilacı da bitirdikten sonra ilk adet gördüğümde doktorum muayeneye çağırdı fakat beni bir sürpriz daha bekliyordu.

Okumaya devam et Şeyda Apaydın’ın Pozitif Doğum Hikayesi

Bunu Paylaş:
0

Selin Taş Tertemiz’in Pozitif Doğum Hikayesi

Merhabalar…

Ben Dr. Selin Tertemiz , İskenderun Devlet hastanesinde Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak çalışmaktayım (doğum yaptığım yılda Antakya Doğumevinde çalışıyordum). 2014 ve 2015 yılları arasında  İstanbul Doğum Akademisi’nden doğuma hazırlık  ve doulalık eğitimi aldım.  Aldığım eğitimlerle  doğal, pozitif ve keşkesiz bir doğum yapmak istiyordum.  10.10.2016’da normal yolla ilk doğumumu yaptım. Biraz uzun bir hikaye sabır gösterip okuyanlara şimdiden teşekkürler.

Okumaya devam et Selin Taş Tertemiz’in Pozitif Doğum Hikayesi

Bunu Paylaş:
0

Pozitif Doğum Hikayeleri-3 ( Yasemin Reyhanioğlu)

Dünyanın en güzel en mucizevi en olağanüstü ve tarifi mümkün olmayan eylemi…Doğum…

Size Asrın’ımın aramıza katılma serüveninden bahsetmek istiyorum.

O geceyi hatırlıyorum. Her zamankinden farklıydı birlikteliğimiz. Yaşadığım heyecanın bir tohum olarak rahmime düşeceğini bilmiyordum elbette.  İçimde bir şeyler olduğunu hissettiğimde karmakarışık duygular beni allak bullak etti. Derste baş dönmelerim, sürekli uyuma isteği ve halsizlik eşlik edince önce kendimi hazırladım. Birtakım alışkanlıklarıma bir süreliğine de olsa veda ettim. Durumu eşimle paylaşınca işin ciddiyetini fark edip daha da panik oldum. Şimdi ne olacaktı! Ne yapmalıydım! Birden kendimi hiç hazır hissetmediğimi farkettim; işin içinden çıkamayacağımdan korktum. Henüz korkularımla yüzleşecek noktada değilken kendimi sürecin akışına bıraktım.

Okumaya devam et Pozitif Doğum Hikayeleri-3 ( Yasemin Reyhanioğlu)

Bunu Paylaş:
0

Pozitif Doğum Hikayeleri-2 (Simge Konu Ünsal)

Çocukluğumdan beri kendi travmatik doğum hikâyemi dinler dururum: Annemin suyunun nasıl geldiğini, anne karnında (ve annemde hiç sancı yokken) su olmadan nasıl iki üç gün yaşayıp sonunda zar zor doğduğumu. Haliyle doğumu hep sancılı, ağrılı, berbat bir süreç olarak algılamıştım. Zaten travmatik bir doğum söz konusu olmasa bile siz de çevrenizden bunları duymadınız mı?

Planlı bir hamilelikti benimkisi ve daha hamileliğimden bile önce konusu geçtiğinde “ben normal doğum yapacağım,” derdim. Bu bilince 5 yıl önce yoga ve nefesle tanışmam vesile oldu diye düşünüyorum, çünkü yoga sayesinde bedenimi – yapabilecekleri ve sınırlarıyla – tekrar tanıdım. Ailede çocukluğumdan beri nazlı, canı tatlı biri olarak bilindiğimden ağzımdan ne zaman “normal doğum” lafı çıksa ailem bile bana dudak büktü baştan. Olsun, doğum kanıtlamak için yapılacak bir eylem değildi zaten.

Okumaya devam et Pozitif Doğum Hikayeleri-2 (Simge Konu Ünsal)

Bunu Paylaş:
0

KÖKLER VE KANATLAR

İnsan hem biraz kuş, hem de biraz ağaç gibi. Yerini sevmek, dünyaya bağlanmak ve her baharda daha da yukarı uzanabilmek için köklere ihtiyaç duyuyor. Tuhaf olanı köklendikçe de kanatlanıyor. Uçmaya, bağımsızlaşmaya hazırlanıyor. Bir çocuk uçabilmek için önce güvenmek istiyor. Çünkü güven yoksa o uçuş daha çok bir kaçışı andırıyor.

Çocukken kurduğumuz bağlar görünmeyen köklerimiz gibi bizi hayata, dünyaya ve kendi küçük topluluğumuza bağlayan. Hatta biraz kimliğimiz o bağların bizdeki hikayesi ve bize hissettirdikleri. Bağlarımız sayesinde dünya; ya güvenli bir yer ya da hiç değilmiş gibi. Bağlarla inşa ediliyor peşpeşe özdeğer, özsaygı, özyeter, özgüven ve özsevgi. Çünkü ebeveynlerimiz ya da bakım verenlerimiz ile kurduğumuz bağ bütün dünya ile kurduğumuz bağ demek daha yolun en başında. Onların bizimle kurduğu ilişki kendi özümüzle, kendimizle kurduğumuz ilişkiye dönüşüyor zamanla. Kendimizle kurduğumuz ilişki de dünya ile kurduğumuz ilişkiye…

Okumaya devam et KÖKLER VE KANATLAR

Bunu Paylaş:
0