Pozitif Doğum Hikayeleri-3 ( Yasemin Reyhanioğlu)

Dünyanın en güzel en mucizevi en olağanüstü ve tarifi mümkün olmayan eylemi…Doğum…

Size Asrın’ımın aramıza katılma serüveninden bahsetmek istiyorum.

O geceyi hatırlıyorum. Her zamankinden farklıydı birlikteliğimiz. Yaşadığım heyecanın bir tohum olarak rahmime düşeceğini bilmiyordum elbette.  İçimde bir şeyler olduğunu hissettiğimde karmakarışık duygular beni allak bullak etti. Derste baş dönmelerim, sürekli uyuma isteği ve halsizlik eşlik edince önce kendimi hazırladım. Birtakım alışkanlıklarıma bir süreliğine de olsa veda ettim. Durumu eşimle paylaşınca işin ciddiyetini fark edip daha da panik oldum. Şimdi ne olacaktı! Ne yapmalıydım! Birden kendimi hiç hazır hissetmediğimi farkettim; işin içinden çıkamayacağımdan korktum. Henüz korkularımla yüzleşecek noktada değilken kendimi sürecin akışına bıraktım.

Okumaya devam et Pozitif Doğum Hikayeleri-3 ( Yasemin Reyhanioğlu)

Bunu Paylaş:
0

Pozitif Doğum Hikayeleri-2 (Simge Konu Ünsal)

Çocukluğumdan beri kendi travmatik doğum hikâyemi dinler dururum: Annemin suyunun nasıl geldiğini, anne karnında (ve annemde hiç sancı yokken) su olmadan nasıl iki üç gün yaşayıp sonunda zar zor doğduğumu. Haliyle doğumu hep sancılı, ağrılı, berbat bir süreç olarak algılamıştım. Zaten travmatik bir doğum söz konusu olmasa bile siz de çevrenizden bunları duymadınız mı?

Planlı bir hamilelikti benimkisi ve daha hamileliğimden bile önce konusu geçtiğinde “ben normal doğum yapacağım,” derdim. Bu bilince 5 yıl önce yoga ve nefesle tanışmam vesile oldu diye düşünüyorum, çünkü yoga sayesinde bedenimi – yapabilecekleri ve sınırlarıyla – tekrar tanıdım. Ailede çocukluğumdan beri nazlı, canı tatlı biri olarak bilindiğimden ağzımdan ne zaman “normal doğum” lafı çıksa ailem bile bana dudak büktü baştan. Olsun, doğum kanıtlamak için yapılacak bir eylem değildi zaten.

Okumaya devam et Pozitif Doğum Hikayeleri-2 (Simge Konu Ünsal)

Bunu Paylaş:
0

Kisisel ve Aile Hayatinda Denge Kurmak

“Ne olduğumuz çocuğumuza ne söylediğimizden çok daha fazlasını öğretir; öyleyse biz, çocuklarımızın olmasını istediğimiz kişi olmalıyız.”

Joseph Chilton Pearce

 

Anne kediyi 5 yavrusunu doğurduğu zaman hayranlıkla izledim. İlk günler onun için yaptığımız lohusa yatağından neredeyse hiç çıkmadı. Anlık yemek ve tuvalet molaları, sonra tam zamanlı annelik. Sakin ama tetikte, özenli, şefkatli ve yorgun gördüm onu. Çok sürmedi; yavruların gözleri ve kulakları açıldığında o da kendi özel hayatına yer açmaya başladı. Biraz daha uzun gezmeler, emzirme sonrası bir köşede kendine bakım molaları… Dört haftayı tamamlayan yavrular bahçede küçük keşiflere çıkarken anne de göz ucuyla onlara bakıyordu; belki de artık onlardan ziyade geniş ufka bakıyordu…

Bir kedinin dış yönlendirmelerden, -meli/-malı’lardan uzak, iç sesine yakın, doğal yaşamına özeniyorum. İçimizdeki sesi duymak için, içimiz can kulağıyla dinlenmek istiyor.

Okumaya devam et Kisisel ve Aile Hayatinda Denge Kurmak

Bunu Paylaş:
0

Gece Boyunca Ebeveynlik

 

Doğal ebeveynlik denilince aklıma gelen ilk şeyleri sıralayacak olursam; bebeğe yakın olmak, onun her türlü ihtiyacına gecikmeden cevap vermek ve bebeğimizle kurduğumuz bağlantıyı mümkün mertebe her zaman diliminde devam ettirmek diyebilirim.

Gün içinde sık sık tensel yakınlık göstermek, bebeği istediği zaman emzirmek, her ağladığında dikkat kesilmek gibi bağlanma unsurları doğal ebeveynliğin temel taşları olup, bu ihtiyaçların çoğu gündüz bir şekilde karşılanmaktadır. Peki ya gece olduğunda ne yapmalı ? Nasıl davranmalı ? Bir bebeğin güvenli bağlanması gece olduğunda da devam eder mi ? Bu soruların cevaplarını en iyi bebeğimizi gözlemleyerek, ondan aldığımız sinyalleri doğru bir şekilde değerlendirerek verebiliriz.

Okumaya devam et Gece Boyunca Ebeveynlik

Bunu Paylaş:
0

Ihtiyaclarina Kulak Vermek

CAN KULAĞI

Dilimizdeki bu deyimi cok severim: “Can kulagi ile dinlemek”. Sozluge baktiginizda  “cok buyuk bir dikkatle, iyice anlama, kavrama cabasiyla, kendini vererek dinlemek” anlamlari cikar karsiniza. Bana kalirsa Attachment Parenting 8 temel ilkesinden 3.su olan “respond with sensitivity” nin tam karsiligidir.
Bu ilkenin ozunde ihtiyaclari once ‘anlamak’; daha sonra da uygun sekilde karsilamak yatar.

Peki ihtiyaclari nasil anlariz?

Okumaya devam et Ihtiyaclarina Kulak Vermek

Bunu Paylaş:
0