Eşler Arasında Boşanma Sürecinin Yönetilmesi

Boşanma sayısı arttıkça toplumumuzda yeni bir aile tipiyle daha sık karşılaşmaya başladık: tek ebeveynli aile.

Bu artış karşısında pek çok insan aile kurumunun yok olma riskiyle karşı karşıya olduğunu öne sürse de araştırmalar boşananların anlamlı bir çoğunluğunun yeniden evlendiklerini ya da yeniden evlenme arayışına girdiklerini göstermektedir. Bunun sonucunda ‘yeniden oluşturulmuş’ aile adı altında yeni bir aile tipi daha türemiştir.

Boşanma konusunu hafife almak, ‘canım yürümezse boşanılır, ne olacak’ demek, boşanmalara dışarıdan yorum yapıp değerlendirmek kolaydır, ancak bilimsel olarak da kabul gören gerçek
şudur:

Boşanma aynı ölüm gibi, evlilik gibi, doğum gibi, doğal afet gibi, konuyla ilgisi olan herkes üzerinde ciddi etkiler yaratan bir yaşam olayıdır.

Okumaya devam et Eşler Arasında Boşanma Sürecinin Yönetilmesi

Bunu Paylaş:
0

Adlarıyla Yaşar Çocuklar

Bebeklere isim düşünürken, bir de bu açıdan düşünün…

‘’Çünkü; yeni bebeği görmeye gelenlerin bulunduğu dilekteki gibi gerçekten adlarıyla yaşar tüm çocuklar.’’

Ne çok önemsenir yeni doğan bebeğin ismi.

“Kayınpederin adı mı yoksa yeni nesil modern bir isim mi olacak?” ya da “ İki isim ile orta yol bulunup, bir yandan ataya saygıda kusur etmezken, diğer yandan taze annenin gönlü mü alınacak? “

Bu isim koyma konusu bazen uzun tartışmalara neden olur ve hatta ömür boyu anılır durulur. İşin ilginç yanı, karar verilirken, o ismi ve etkilerini ömür boyu üzerinde taşıyacak olan bebeğin açısından pek az bakılır. Henüz kendisini ifade edebilecek, fikrini beyan edebilecek konumda olmasa da onun da başlı başına bir birey olduğu, kendi tercihleri ve beğenileri olabileceği göz ardı edilir. İşte bu noktada, bilinçli ve farkında ebeveynler olarak bizlerin yapması gereken bu gerçeği göz ardı etmememiz. Okumaya devam et Adlarıyla Yaşar Çocuklar

Bunu Paylaş:
0

Minik Kız

“Anne babasını hiç üzmeyen, uysal ve mükemmel minik kızlar ve oğlanlara ithafen…”

Minik bir kız çocuğu varmış. Annesini mutlu etmek için herşeyi yaparmış. Annesinin ondan ne beklediğini bilir ona göre hareket edermiş. Hatta bu konuda o kadar çok iyiymiş ki annesinin sözcükleri kullanmasına hiç gerek yokmuş. Bakışlarla anlaşabiliyorlarmış. Küçük kız annesinin ne istediğini gözlerinden anlıyor ve anında yerine getiriyormuş. Konuştuğunda eğer söyledikleri annesinin hoşuna gitmiyorsa annesi ona bakar bakmaz bunu anlıyor ve anında susuyormuş.

Okumaya devam et Minik Kız

Bunu Paylaş:
0

Uysallığa ve Özsavunma Hakkına Ruhsal ve Eğitsel Bir Bakış

Uysallık ve Özsavunma Üzerine

 

Çocuk, başlangıçta ebeveynlerinin zihninde oluşan bir tasarımdır. Hakkında düşünülen; cinsiyeti, fiziksel özellikleri, mizacı hakkında tahmin, temenni ve atıflarda bulunulan bir tasarım… Ebeveynin eksik ya da yarım bıraktığını tamamlayacak, ulaşamadıklarını elde edecek, adeta bir benlik idealidir. Bu yönüyle ebeveyn için önemli bir ruhsal yatırımdır. Ona kendi yaşamında deneyimleyemediği doyumu sunabilecek bir yatırım…

Okumaya devam et Uysallığa ve Özsavunma Hakkına Ruhsal ve Eğitsel Bir Bakış

Bunu Paylaş:
0

Ensest ve Çocuk İstismarı

Çocuk hakları bu grubun öncelikli savunduğu değerlerdendir. Çocuk istismarını engellemek ve gerçekleştiğinde ise iyileşme için destek olmak önceliklerimizden birisidir. Bu konuda sık sık gönderi ve yazı paylaşıyoruz. Bundan sonra da ensest ve cinsel istismarın kökenleri ve engelleme yolları ile oluştuğunda yapılacaklarla ilgili çalışmalar yapacağız.

Biz ülkemizde halen yüzlerce evde cinsel istismara uğramaya devam eden çocuklar için ve bu çocukların gelecekte kronik psikolojik rahatsızlığı olan – ki bu rahatsızlıklar arasında pedofili de var- insanlara dönüşmemesi için çalışmak istiyoruz. Bugüne kadar da kadınların duygusal olarak güçlendirilmesi için çabaladık. Bir insana ‘çocukluk travmaların üzerinde çalışmak ebeveynliğine iyi gelecek’ dediğimizde bu travmaların arasında istismar olduğunun da farkındayız. Bu travmanın, kadının (çocuğu istismara uğradığında) çocuğunu koruyamamasına sebep olabileceğinin de, kendi istismar travması ve bağlanma problemlerinin çocuğuyla bağ kurmasına, onu duymasına engel olabileceğinin de farkındayız.

Okumaya devam et Ensest ve Çocuk İstismarı

Bunu Paylaş:
0

Naomi Aldort, Çocuğunuzla Birlikte Büyümek

İnsanlar, anne-baba olduktan sonra, daha önce deneyimlemedikleri yepyeni bir evrene adım atmış olmanın korku ile karışık mutluluğunu yaşarlar. Fakat bu yabancı evrende, neyi doğru, neyi yanlış yaptıklarından emin olmak ve daha ötesi çocukları için iyi birer ebeveyn olmak için kaynak arayışına girişirler. İşte, anne-baba olma hali ile ilgili yazılmış yüzlerce, hatta binlerce kaynak arasından, farklı bakış açısıyla öne çıkıyor “Çocuğunuzla Birlikte Büyümek”.

Okumaya devam et Naomi Aldort, Çocuğunuzla Birlikte Büyümek

Bunu Paylaş:
0

Nasıl Empatik Ebeveyn Oldum?

Bu yazı, nasıl empatik ebeveyn oldum?  Sorusuna verilen bir cevap olarak kayıtlara geçsin…

Bu arada ben ebeveynlik sürecimi bir yolculuk olarak görüyorum, dışardan bakanlar empatik olduğum geri bildirimini veriyor, oysa ben de hepiniz gibi her gün hem kızımla ilgili ama en çok da kendimle ilgili yeni şeyler öğreniyorum. Bu arada kızım yaklaşık iki yaşında.

Okumaya devam et Nasıl Empatik Ebeveyn Oldum?

Bunu Paylaş:
0

Şiddetsiz İletişim Nedir?

Şiddetsiz İletişim,

  • kendi değerlerimizden ödün vermeden karşımızdakini empati ile anlamaya,

  • karşımızdakini suçlamadan gerçek duygu ve ihtiyaçlarımızı açık yürekli bir dürüstlükle ifade etmeye odaklamaya yardım ederek,

  • ilişkilerimizin niteliğini temelinden düzeltmemize katkıda bulunur.

Şiddetsiz İletişim, bunu, dört unsurun yardımıyla gerçekleştirir:

  • Yargılarımızdan bağımsız GÖZLEM yapmak;

  • Doğrudan yüreğimizdeki DUYGUları fark etmek;

  • Değer ve özlemlerimizi ifade ederek İHTİYAÇlarımızı dile getirmek;

  • Net ve olumlu eylem dilinde ifade ettiğimiz RİCAlarda bulunmak.

 

Okumaya devam et Şiddetsiz İletişim Nedir?

Bunu Paylaş:
0

Kisisel ve Aile Hayatinda Denge Kurmak

“Ne olduğumuz çocuğumuza ne söylediğimizden çok daha fazlasını öğretir; öyleyse biz, çocuklarımızın olmasını istediğimiz kişi olmalıyız.”

Joseph Chilton Pearce

 

Anne kediyi 5 yavrusunu doğurduğu zaman hayranlıkla izledim. İlk günler onun için yaptığımız lohusa yatağından neredeyse hiç çıkmadı. Anlık yemek ve tuvalet molaları, sonra tam zamanlı annelik. Sakin ama tetikte, özenli, şefkatli ve yorgun gördüm onu. Çok sürmedi; yavruların gözleri ve kulakları açıldığında o da kendi özel hayatına yer açmaya başladı. Biraz daha uzun gezmeler, emzirme sonrası bir köşede kendine bakım molaları… Dört haftayı tamamlayan yavrular bahçede küçük keşiflere çıkarken anne de göz ucuyla onlara bakıyordu; belki de artık onlardan ziyade geniş ufka bakıyordu…

Bir kedinin dış yönlendirmelerden, -meli/-malı’lardan uzak, iç sesine yakın, doğal yaşamına özeniyorum. İçimizdeki sesi duymak için, içimiz can kulağıyla dinlenmek istiyor.

Okumaya devam et Kisisel ve Aile Hayatinda Denge Kurmak

Bunu Paylaş:
0

Pozitif Disiplin

Bugünkü adıyla pozitif disiplin kavramıyla 70li yıllarda Belçika’da pedagoji okurken karşılaştım. O dönemde, Belçika’da eğitimde reform kapsamında, 6. sınıftan başlayarak okullardaki eğitim felsefesi öğrenci odaklı bir felsefeyle yer değiştirmekteydi. Bizlere de pedagoji eğitimimiz sırasında bu anlayışın uygulaması ve teorik temelleri okutuluyordu. Okutulmakla kalmıyor, deneme okullarında uygulamayı izlemeye de gidiyorduk. Hatırlarım, ilk deneyimimde Ankara’dan gelmiş, yeni lise mezunu bir öğrenci olarak hayatımın şokunu yaşamıştım.

Okumaya devam et Pozitif Disiplin

Bunu Paylaş:
0