Tuba Küçükşengün’ün Pozitif Doğum Hikayesi

 

Ben Tuba. 1989 İstanbul doğumluyum. 2012 yılından beri Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir lisede öğretmenlik yapıyorum. Şu hayatta en çok şeyi oğlumdan ve öğrencilerimden öğrendim. Aileme, İstanbul’a ve renklere hayranım. Fotoğraf çekmeyi, müze gezmeyi, en çok da tatilleri severim. En büyük hayalim şu an yaşadığım gerçeklerimdir.

 

 

Milyarlarca insan doğum yapıyor da ben mi yapamayacağım? Hamilelik süresince “Doğum çok zor.” diyen herkese cevabımdı bu. Evet ilk insandan günümüze kadar o kadar çok normal doğum var ki. Köylerde kadınlar evde doğum yaparlarmış. Üstelik çoğu da kendi başına.

Biz kadınların ergenliğe girişle birlikte vücut olarak yavaş yavaş doğuma hazırlandığımıza inandım hep. Adet sancılarımız, hamile kaldığımız ilk günden itibaren vücudumuzdaki değişimler ve ağrılar doğum için bir hazırlık sanki.

 

Doğumdan hiç korkmadım ve hamileliğim boyunca doğumu düşünmedim. Çünkü hamilelik çok özel bir süreç ve ben doğumdan sonra bebeğimi içimde hissettiğim o güzel günleri özleyeceğimi çok iyi biliyordum. Onla bir bütün olmak harikaydı ve ben gereksiz stresle o muhteşemliği bozmayacaktım. Sağlık açısından sorun çıkmadığı müddetçe normal doğum bebeğim ve benim için en iyisiydi. Üstelik annemin pozitif doğum hikayeleriyle büyümüştüm. Etrafta anlatılan doğum zor hikayelerine hiçbir zaman inanmadım ve hiçbir zaman dinlemek istemedim. Kendi doğumumdan sonra ne kadar doğru yaptığımı çok iyi anladım. Bu nedenle sizlerle hikayemi paylaşmak istedim.

32.haftaya kadar çalışmaya devam ettim. Gün içinde sürekli ayaktaydım ve merdiven çıkıp iniyordum. Sanırım doğumumu kolaylaştıran etkenlerden biri buydu. Doğum nasıl olur, nasıl egzersizler yapmalıyım, doğumda bana yardımcı olabilecek nefes teknikleri neler gibi birçok konuda araştırma ve okuma yapmam gerekiyordu. Bu araştırmaları doğum iznime saklamıştım. 8 hafta yetecekti bunun için.

Bebeğim planlarıma uymadı. Doğum iznime ayrıldığım gün kanamam oldu. Doktora gittim. Rahim boynu kısalmış, sancılarım ve açılmam başlamıştı. Oğlumun kavuşmak için sabırsızlandığını öğrendim. Sancılarım çok yüksekti fakat ben hiçbirini hissetmiyordum. O andan sonra hastanede yatmalarım, ilaç tedavilerim, eve çıktığımda sadece ihtiyaç halinde ayağa kalkmam gerektiğiyle ilgili doktor tavsiyelerimle yaşadım. Araştırmalarım doğum üzerine değil “32 haftalık bebek doğarsa yaşar mı?”, “Hangi hastahanenin yeni doğan yoğun bakım ünitesi daha iyi hizmet veriyor?” gibi erken doğum üzerine oldu. Doğmasın biraz daha beklesin diye dua ediyordum. Dışarı çıkmak şöyle dursun gerekmedikçe yan odaya bile geçmiyordum. Bu şekilde tek başıma yaşayamayacağım için eşimle birlikte annemlerde kalmaya başladık. 3 hafta boyunca annem bana bir bebek gibi baktı ve bebeğim için tüm hazırlıkları tamamladı.

Oğlum sadece 3 hafta sabretti. 34. haftayı tamamladığım gün doktorum artık ilaçları keseceğimizi, oğlumun belki de içerde çok sıkıldığını, gelmek istiyorsa mutlaka bir bildiğinin olduğunu söyledi. Erken de doğsa normal doğum için hiçbir engel olmadığını hatırlattı ve vedalaştık.

 

Ertesi gün: 05.04.2016

 

35+1’de evde dinlenirken suyum geldi. Kardeşim eşimi aradı. Üstümü başımı giyinene kadar eşim gelmişti. “Neden şimdi geliyorsun oğlum? Daha çok küçüksün.” deyip durdum hastane yolu boyunca. Doğumla ilgili hiçbir şey bilmiyordum. Bu çok önemli değildi benim için. Her ülkede, her şartta bebekler doğuyordu. Çoğu kadın benim gibi bilmeden doğum yapıyordu. Ben sadece bebeğimi ve vücudumu dinledim.

 

Hastaneye gittiğimde 4 cm açılma vardı ve ben sancıları yavaş yavaş hissetmeye başladım. Odaya yatışım yapıldı. Biraz yürüyerek, biraz pilates topu üzerinde hareket ederek, sonlara doğru yorulduğum için yatakta uzanarak gayet sakin sancılarımı çektim. İki sancı arası hiçbir şey yokmuş gibi rahat hissediyordum kendimi. Sonra sancı biraz daha artarak geri geliyordu. Dayanılmayacak gibi değildi. Eşimi içeriye almadılar ama annem hep yanımdaydı ve her şeyin çok güzel olacağını telkin edip durdu. Doğum nasıl olacak diye değil bebeğim nasıl olacak diye endişeleniyorduk. “Ne zaman doğum olur?” diye sordum anneme. “Açılman çok güzel. En fazla 3 saat sonra doğum olur. diye tahmin ediyorum.” dedi. Çok uzun geldi 3 saat ifadesi ama o kadar hızlı geçti ki inanamadım. Gerçekten de 3 saat sonra açılmam tamamlandı ve doğumhaneye alındım. Zor olan kısım bitmişti ve bebeğimin doğmasına çok az kalmıştı. Öyle rahattım ki doğumhanede şu an bile şaşırıyorum kendime. İnanılmaz bir dirayet geliyor insana. İlk doğumum olmasına rağmen sanki onlarca kez doğum yapmış gibiydim. 5 dakika sonra doğumum gerçekleşti. Bebeğimin çıkış anı hiçbir acı hissetmedim. Doğar doğmaz göğsüme yatırıldı. O kadar sıcak o kadar güzeldi ki. Bu anı doyasıya yaşamak hayatımdaki en güzel tecrübeydi. Bebeğimi kucağıma aldıktan sonra tüm sancılar birden bire kayboldu ve ben hiçbir şey yaşamamış gibi sağlıkla dolu oldum. En önemlisi oğlum sağlıklıydı. Ertesi günü evimize döndük.

 

Herkesin hikayesi farklı olsa da tüm kadınların hayatlarında yaşadıkları en güzel an bebeklerini ilk kucaklarına aldığı o mucizevi andır. Benim iyikilerim arasındadır normal doğum. Size de yapabilirsiniz diyorum. Anneler bebekleri için her şeyi başaracak güce sahiptirler. En önemlisi biz kadınız ve her şeyin üstesinden geliriz evelallah. Kendinize güvenin ve sağlıkla kalın.

Bunu Paylaş:
0

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir