Yetişkin Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) -1-

Erişkin Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu

1.BÖLÜM

DEHB; iki temel belirti üzerinden sınıflandırılır ve kliniğe yansıması da genellikle bu iki sorunun neden olduğu sonuçlar şeklindedir.

Bunlardan birincisi ; dikkat eksikliği , diğeri hiperaktivitedir.

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu‘ nda, çocukluk çağında çok daha kolay tanı konulabiliyorken, erişkin yaşlarda ise tanı koymak/ almak zorlaşır.

Tanı almayı zorlaştıran nedenler:

-DEHB da özellikle doktora başvurma nedeni olan dürtüselliğin (bir eylemi yapmak üzere anlık, zorlayıcı içsel uyaran diyebilirim) yaş aldıkça daha geri planda kalması. Geri planda kalmasında pek çok faktör etkili. Bunlardan en önemlileri zamanla dürtüselliğin daha iyi kontrol edilebilir hale gelmesi ve bu belirtinin artık farklı bir formda görülmesi.

Bir erişkin, dürtüselliğini bir çocuğa göre çok daha kolay kontrol edebilir. Prefrontal kortex (ön beyin) in gelişmesi ile (20’ li yaşlara doğru gelişimi tamamlanır) kişi iş ortamında, toplum içerisinde kendisini, davranışlarını sınırlamasını öğrenir.

-Erişkinlerde dürtüsellik; sürekli olarak yeni kurs ve ya etkinliğe başvurma ama sebatkar olamama şekline evrilir. İlgisini çeken, keyif aldığı bir etkinlik ise sebatkar ve o alanda çok başarılı da olabilir.

-Kişi dikkat eksikliği (hemen herkeste olandan epeyce farklı düzeyde) nin neden olduğu unutkanlıklara, eşya kaybetmelere karşı yeni stratejiler ve telafi yöntemleri geliştirebilir.

Mesela “Bir yerden kalkar kalmaz, 3’ lüyü (telefon, cüzdan, anahtar) kontrol etme alışkanlığı olan insanlar”

Ya da sürekli not tutmak, not defterini yanından ayırmamak gibi.

-Dikkati yoğunlaştıramama, sürdürememe ile ilgili de çalışma stratejileri geliştirebilir. Hele de zeka kapasitesi iyiyse epey işlevsel hale gelip, DEHB gizli kalmasına, tanı almamasına neden olabilir.

Peki kişi tüm bu stratejileri geliştirmiş ve DEHB olduğu halde tanı almamış ise ne olur?

Söz konusu kişi işinde gücünde, toplumsal rollerini yerine getirebiliyor ise ve de herhangi bir şikayeti yok ise; hiç bir şey olmaz. Hemen herkes gibi; bazen kolayca bazen de zorlanarak hayatına devam eder. Çünkü zaten rahatsızlığın neden olduğu pek çok soruna çözüm bulmuştur. İlla ki ilaç tedavisi alması gerekmez.

Fakat bu hastalar zaman zaman depresif yakınmalar ya da kaygı belirtileri ile psikiyatriye başvurabilir ve detaylı öykü alınamaz ise farklı tanılarla takip edilip tedavi alabilir. Bu noktada sonucu tedavi etmiş, sebebi gözden kaçırmış oluruz. Bu durumda da kişi farklı farklı yakınmalarla tekrar tekrar psikiyatriste baş vurmak zorunda kalabilir. Olanları anlamak ve süreci yönetebilmek için doğru tanının konması önemli.

Erişkin Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu’nda ilaç tedavisinin kararı ise, uzun süreli takip sonucunda, kişi özelinde verilir.

DEHB’ de dikkat dağınıklığının bir diğer nedeni de; uyaranları filtre edememe sorunu.

Yani dikkatin aynı anda her yerde olması.

Normal bir zihin uyaranları filtreler; bir nevi önem sırasına göre komuta eder. Siz karşıdakini dinlerken o an arka masadan gelen sesi duyar ama sen biraz kenarda dur der, ayakkabının ayağını sıktığını algılar ama ona da, sıranı bekle deyip, uygun zamanda gerekeni yapmak üzere bekletir, karşıdaki kişinin bir kelimesi ona eski bir anısını hatırlatsa da, şimdi dile getirme sırası değil, biraz bekle, zamanı gelince söylersin der. Tüm bu uyaranların filtrelenmesi ve komutanın iyi yapılması ile kişi karşıdaki kişiyle etkili, keyifli bir sohbet yapabilir.

DEHB da ise tüm bunlar zihnin orta yerinde elele tutuşup halaya kalkar. Yani tüm bu uyaranlar filtrelenmeden aynı görünürlükte gezinir durur.

Dışarıdan durun DEHB olan birisini izleyin; eli kolu yerinde durmaz, ayağını sallar, ayakkabısını giyer çıkarır, arada arka masaya doğru başı döner, karşıdakinin lafını kesip kendi anısını anlatmaya başlayabilir…

Tüm bunları baskılayıp ‘normal’ görünmeye çalışmak inanın hiç kolay değil.

Büyük bir orkestradan kulağa hoş gelen bir melodi dinlediğinizi düşünün. Onlarca farklı enstrümandan oluşan orkestradan güzel melodileri dinleyebilmemizi sağlayan, tüm orkestra üyelerinin orkestra şefinin komutlarına uyarak birbiri ile uyumlu sesler çıkarmalarıdır. Beynimizi de büyük bir orkestra gibi düşünürsek, DEHB olan birisinde beyinin orkestra şefliğini yapan kısım işini yeterince iyi yapamaz. Enstrümanlar herbirisi de kendi kafasına göre ve birbiri uyumsuz şekilde sesler çıkartırlar. Netice de ortaya çıkan yorucu, kaotik seslerdir.

Dahası DEHB nun neden olduğu unutma, erteleme, organize olamama, esas yapılması planlanan işi unutup farklı şeyler yapmak, dalgalanan dikkat nedeniyle sürekli ve anlık yeni planlar yapmak genellikle ilişki sorunlarına neden olur.

Örneğin DEHB olan kişinin partneri/eşi, pek çok zaman; kontrol eden, tedbir alan, sürekli olarak karşıyı uyarma ihtiyacı hisseden kişi konumuna geçer.

Para idaresinden tutun da partnerinin attığı her adımı kontrol eder hale gelebilir.

Eğer DEHB nun varlığı bilinmiyorsa hastalığın pek çok belirtisi partneri tarafından umursamazlık, söylediklerini dinlememe, önemsememe, ona değer vermeme gibi yorumlanabilir. Benzer ilişki sorunları arkadaş aralarında, iş yerinde de görülebilir.

DEHB tedavisi

Eğer gerek görülür ise;

1. İlaç tedavisi ;

Dikkati toplamayı ve sürdürebilmeyi kolaylaştıran, süreki ya da aralıklarla alma tercihi de olan (antidepresanlar gibi süreklilik şart değil), kırmızı reçete ile verilen, uyarıcı ilaçlar.

2. Psikososyal müdahaleler;

Hastalık belirlileri ile baş etme stratejileri geliştirmek üzere yardımcı yöntemler. Bence hemen her hasta için faydalı olacaktır.

3. Hiperaktivite için;

Aktif performans gerektiren hobiler ve spor işe yarıyor. Koşu, doğa yürüyüşleri, yüzme / hobi bahçeleri ile uğraşma gibi (tecrübe edilmiştir)

4.Dikkat dağınıklığı için ;

Mindfulness egzersizleri (dikkati niyetli bir şekilde içinde bulunduğun ana yönlendirebilme)

5.Kendinizi, çocuğunuzu yakından tanıyıp önlem alma.

Bir başkası için çok fazla önem arz etmeyen değişiklikler DEHB olanlarda zaten az olan dikkati daha da dağıtabilir. Yani sınavdan bir gün önce öğretmen çocuğun yerini, yanındaki arkadaşını değiştirir ise sadece bu sebeple bile dikkati daha çok dağılıp o sınavın daha kötü geçmesine sebep olabilir. Çünkü aşina olduğunuz yer/ kişi dikkatinizi çok çekmez ama yeni birisi (hareketleri / mimikleri / burnunu çekip durması …vs ) dikkati çok daha fazla dağıtabilir. Bu durumu çocuğunuz için öğretmen ile konuşabilirsiniz.

Yetişkinlerde ise; iş değişikliği yaptığınız zamanlarda yeni işe adapte olma konusunda (patronla konuşmak bir işe yarar mı bilmem ama ) en azından kendiniz; kendinize daha toleranslı ve hoşgörülü davranabilirsiniz.

6. Aile/partner eğitimi

DEHB nun belirtileri, günlük hayata yansımaları, zorlukları konusunda bilgi vermek iletişim ve ilişki sorunlarını azaltabilir.

Psikiyatrist Psikoterapist Dr. Fatmagül Dikyar Altun

Çocukluğumda beni olgunluğum hiç yalnız bırakmadı, olgun yaşlarımda da neyse ki çocukluğum.

Olgun bir çocuk olarak her zaman övüldüm, desteklendim, örnek gösterildim. Olgun yanımla sabrettim, azmettim, çokça ders çalıştım. Büyüyünce doktor olacağım diyen çocuğun sözünü tuttum ve doktor oldum, yetmedi ihtisasımı yaptım. Yaş aldım, evlendim, anne oldum. Tüm ‘yapılması gerekenleri’ (iş, evlilik, çocuk) yapıp bitirince, kalakaldım.

Yeni bir cana hayat verirken, hayata dair, çetrefilli bir sorgulama sürecine girdim. Çocuklarıma şefkat göstermeye çalışırken, kendimi bundan çokça mahrum bıraktığımı farkettim. İçimdeki çocuk huzursuzlandı, kıskandı. O günden sonra koşulsuz ebeveynliğin kapıları aralandı benim için,  çocuklarımla birlikte kendi çocukluğumu da sevmeye başladım, ona şefkat gösterdim.

Şimdi küçük bir devlet hastanesinde çalışıyorum. Psikiyatrist ve psikoterapistim. Kişisel merakım gereği güvenli bağlanma, şefkatli ebeveynlikle ilgili okuyor, araştırıyor ve projelerle ilgileniyorum. Kendime ayırabildiğim zamanlarım içerinde, çocuk öyküleri yazıyor, çocuk kitapları resimliyor, çeşitli dergilere için yazılar kaleme alıyorum.

Koşulsuz sevgi tohumlarını çocuklarımızın yüreğine ektikçe, şiddetsiz iletişimi becerebildikçe; dünyanın bolca huzur ve mutluluk hasat edeceğine, çok daha güzelleşeceğine inanıyorum.

Bunu Paylaş:
0

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir