Biberon ve Emzik ve Bağ Üzerine

Attachment Parenting ilkelerinden birisi aşkla ve saygıyla beslemektir. Bu ilke bebeği veya çocuğu beslemenin içerikten bağımsız olarak, aşkla yapıldığında  bebek ve ebeveyn arasındaki bağa katkı sunduğuna ebeveynlerin dikkatini çekmektedir.

Anne sütünün bebeğin toplam sağlığına katkısı tıp dünyasında tartışmaya yer bırakmayacak şekilde kanıtlanmıştır. Bununla beraber dünyaya gelen her bir bebek için beslenme serüveni oldukça çeşitli değişkenlerden etkilenmektedir. Ebeveynin kendi hikayesinden kaynaklı olarak emzirme ilişkisi dayanılmaz olabilir ve böyle bir durumda ebeveyn bebeğini en baştan itibaren biberon ile aşkla beslemeyi seçebilir. Başka ebeveynlerin hikayesi çok daha karışık olabilir, emzirmeye en baştan itibaren niyet etmiş ancak tıbbi sorunlar ve bunları aşmak konusundaki yetersiz destek sistemi, emzirme başlatılırken verilen yetersiz destek ve emzirme sorunlarına bireysel emzirme danışmanlığı alamamış olmaktan kaynaklı olarak bu ebeveynlerin  bebekleri ;  emzirme/biberon ile anne sütü  ile beslenme/ biberon ile formül süt ile beslenme, tüm bunlara ek olarak emzik kullanma durumunun  farklı kombinasyonları ile beslenerek büyümektedirler. Tüm bu beslenme deneyimlerine bebeğin ebeveynleri ile bağına etkisi açısından baktığımızda, ebeveynin tutumunun bebeğin içtiği gıdanın içeriğinden bağımsız olarak ilişkiye katkı sunacağına dikkatinizi çekmek isterim.

Bir bebeği veya çocuğu emzirmek veya biberon ile beslemek  onun biyolojik ihtiyacını karşılamanın ötesinde bir ilişki içerir. Biberon ve emzik kullanan bir bebekte aşkla ve saygıyla beslemek ve böylece çocuğun duygusal ihtiyaçlarına cevap vererek onun ebeveynleri ile bağına katkı sunmak için Attachment Parenting International’in bazı önerileri var;

 1- Bebeği biberon ile beslerken emzirme pozisyonunda şefkatle tutmak, biberonu da memelerin hizasında tutarak vermek, emziriyormuş gibi taraf değiştirerek beslemek , bu sırada da bebeği kucaklamak, göz teması kurarak sıcak ve tatlı bir tonda konuşmak, okşamak, o anda aklımızdaki milyon tane düşünceyi bir kenara bırakıp dikkatimizi bebeğimize odaklamak. Yani o anda  fiziksel ve duygusal olarak bulunmaya niyet etmek.

2- Açlık ipuçlarını takip edip acıkınca besleyip doyunca durmak. Saatli beslemekten uzak durmak. Bebek önderliğinde beslemeye niyet etmek.


3- Bebeğin mümkün olduğunca primer bakımverenleri (Anne, baba ve ek olarak bebeğin en yakın bağ kurduğu kişiler) tarafından beslenmesini sağlamaya çalışmak.


4- Emzik, bebeğin emerek rahatlama ihtiyacını karşılar, emziği de sanki emziriyormuş gibi,  bebeği emzirme pozisyonunda tutarak vermek. Böylece bebeğin/çocuğun zihninde : ” Emzik\biberon = kucaklanmak+ ebeveynle odaklanmış dikkat zamanları” olarak eşleşebilir. Böylece emziğin bir geçiş objesi olmasına değil de  bakımveren yetişkin ile duygu regülasyonu ilişkisinin bir parçası olmasına yatırım yapabilirsiniz. Yani bebek rahatlamak için bir nesneye değil doğal ilişkide olduğu gibi bakımverenine bağlanabilir.


5- Emzik ve biberondan sanki memeden ayırır gibi nazikçe kademe kademe ve çocuğun rızası ile ayırmak. Böylece çocuk duygusal regülasyonu başka türlü yapabilmek için denemeler yapmak ve uyum sağlamak için bolca zamana sahip olur.


Gördüğünüz gibi emzirme ilişkisini bağlanmaya hizmet eden bir ilişki yapan şey meme ucu değil ebeveynin bağlantıyı başlatıcı ve sürdürücü davranışlarıdır. Emzirme ilişkisindeki fiziksel ve duygusal yakınlık biberon ile beslenme ve emzik ile rahatlama ilişkisinde de aynı şekilde sağlanabilir.  Gıdaya değil bebekle duygusal ilişkiye dikkat ederek beslediğinizde ne ile beslediğinizden bağımsız olarak bu beslenme ilişkisi aranızdaki bağın kuvvetlenmesine hizmet edebilir.

Serap Reyhanioğlu Arıkan

Attachment Parenting International tarafından akredite edilmiş AP Lideri, Empatik Ebeveynlik Türkiye adındaki gönüllü ebeveyn destek çemberlerinin kolaylaştırıcısı, Attachment Parenting Türkiye Facebook grubu yöneticisi, esasen çocuk doktoru, şimdilik iş yeri hekimi, öğrenmeye aşık biri. Bir de 3 yaşında bir çocukla ve eşiyle şiddetsiz iletişim ve regülasyon konusunda tecrübe kazanmaya devam ediyor. Bazen @serapreyhaniogluarikan hesabından Instagram’da da yazıyor. Hepsi bu…

Bunu Paylaş:
0

Bebeğim Ağlıyor

İlk günlerden itibaren, iç sesim bebeğim ağladığında yardıma ihtiyacı olduğunu söylüyordu. Hiç düşünmeden onu kucaklıyor yavaşça sallıyor, kendi duygularımı regüle etmeye* çalışıp ona da sakince, yanında olduğumu ve her şeyin yoluna gireceğini söylüyordum. Hayır; bu kadar sık ve uzun süreliğine ağlayan bir bebeğim olacağını bilmiyordum. Hayır; bir bebeğin 4 saat durmadan ağlayabileceği ile ilgili hiç bilgim yoktu. Kolik olarak değerlendirdiğim birçok bebek takip ettim. Ama hemen itiraf edeyim ki, ‘Bebeğim sürekli ağlıyor.’ diyerek endişeli gözlerle bakan annelere  ‘E sen bu kadar endişeli olursan ağlar tabi, rahatla biraz!’ diyen bir ahmak yaşıyordu içimde. Tüm iyi niyetimle;  bebekteki sağlık sorunlarını araştırıp annelere bebeklerinin sağlıklı olduğunu ve bu ağlamaların bebek büyüdükçe geçeceğini söyleyip, onu rahatlatacak şeyler bulmaya çalışmalarını öneriyordum. Bununla beraber ‘anne çok endişeli olduğu için bebeğinin çok ağladığı’ şeklindeki inancım, bebeğimin doğması ile değişecekti. Kendi çocuğum olana kadar, bebekleri ayrı bir sinir sistemi olan bireyler olarak görmekte eksiklik yaşadığımı fark etmemiştim, bebeğin tüm huzursuzluğunun annenin duygu durumunun sonucu olduğunu zannediyordum, kızım  annenin endişesinin bir ‘sonuç’ da olabileceğini öğretmek için doğdu. Ve artık  çoklu gıda alerjisi ve çoklu duyusal hassasiyetleri olan bir çocuğu olan, bebeklerin ağlaması ile ilgili yazılmış neredeyse tüm yazıları okumuş bir çocuk doktoru olarak, annelere bebeklerinin ağlamalarını ele almak  ile ilgili söyleyeceklerim var.

Okumaya devam et Bebeğim Ağlıyor

Bunu Paylaş:
0