Öfke ile Dans

Bu yazı öfkeyi duygusal/fiziksel şiddete dönüştürmeden önce, “önlemek” üzerine.

Önleyici tedbirler işe yaramadığında, hem öfke anları hem de sonrasında telafi için yapılabileceklerle iilgili yazıları da okuyabilirsiniz.

Hepsinin sadece birer öneri olduğunu, sizin, çocuğunuzun ve onunla olan ilişkinizin biricik olduğunu, her önerinin her durumda ve her zaman işe yaramayacağını; kendinize özel çözümler üretebilmek için çocuğunuzun en iyi öğretmen olduğunu hatırlamanız dileğiyle.. 🙏💜

Bir adım da olsa atabilmek için, umut olsun 🍀

Tüm iyi niyetiniz ve çabalarınıza rağmen; öfke sizi esir alıyor, başta kendinize, çocuklarınıza ve çevrenize zarar veriyorsanız; davranışa yani öfkenizin dışa vurumuna odaklı önerilerin işe yaramadığını görüyorsanız; çok daha derinlerde çözülmesi gereken sorunlar olabilir ve bu konuda öncelikli olarak yapılması gereken; profesyonel destek almaktır.

_____

1. Kabul

Bağırmanın sizi çok kötü bir insan yapmadığını;

Ancak çocuklarınıza duygusal ve fiziksel olarak zarar verdiğini kabul etmekle işe başlayın.

Hatanızı kabul edin.

Bize de çok bağırdılar, ben de insanım, çocuk da çıldırtıyor vb bahanelerin arkasına saklandığınız sürece; çocuğunuza bağırmak için kendinize “izin veriyorsunuz.”

Geçmişte olanlar için kendinizi kahredip; olan oldu bir kere, ilişkimiz bozuldu, böyle gelmiş böyle gider diyerek; çocuğunuza da bağırmanın “normal” bir iletişim yolu olduğunu öğretiyorsunuz.

2. Niyet

Artık ne yapmayacağınızı biliyorsunuz.

Bundan sonra ne yapabileceğinize odaklanın.

Her gece yatarken, yarın çocuğuma bağırmayacağım diye kendinize söz vermek işe yaramaz, çünkü öfkeliyken bağırmak dışında ne yapabileceğinizi bilmiyorsunuz.

Alışkanlık zincirini kırmak için önce kendi hislerinizin farkına varmaya çalışın.

Öfke sizi ziyarete geldiğinde onun mesajlarını dinleyin ve ihtiyaçlarınızı fark edin.

Bir dahaki sefere yapabileceklerinize niyet edin.

3. Tetikler

Bağırmanızın sebebi; çocuğunuzun davranışları değil; sizin duygularınızı regüle edemiyor oluşunuz.

 

Anne/baba/çocuk kadar birbirini yoğun şekilde tetikleyen başka bir ilişki neredeyse yoktur. Çocuğunuz ailenize katıldığı andan itibaren; kendi çocukluğunuzun hayaletlerini de yanında getirir.

 

Günün yoğunluğu içinde çocuğunuzun hangi davranışından, ne zaman, neden ve nasıl tetiklendiğinizi fark edemeyebilirsiniz. Bunun için benim bir önerim var:

📍Not almaya çalışın.

Gün içinde kolay ulaşabileceğiniz bir defter, kağıt yada telefonunuza kısa notlar alın, ses kaydı da yapabilirsiniz.

Gün içinde yazamıyorsanız, akşam hatırladığınız kadarını günlük olarak da not alabilirsiniz.

Defterin bir yanına olumsuz anları ve tepkilerini, hislerinizi; diğer tarafına da olumluları yazın. Akşam yalnız kaldığınızda okuyup üzerine düşünün, ne zamanlar daha çok öfkeleniyorsunuz, tepkiniz hangi dozda, sebebi ne olabilir, sizi asıl tetikleyen neydi vs.

Ve ne zamanlar daha sakin kalabiliyorsunuz, o gün farklı olan neydi, bir dahaki sefere aynı sakinliği korumak için size yardımcı olan neydi vs.

Bu yolla hem ettiklerinizi bulup kendi içinizde çalışma imkanınız olur; hem de o “anlık” patlamaları sonradan okuduğunuzda aslında o kadar da kötü olmadığını, bir dahaki sefere ne yapabileceğinizi canlandırma şansınız olur.

4. İhtiyaçlar 

Tetiklerinizi bulmak ihtiyaçlarınızı da fark etmenizi sağlar.

Hangi ihtiyaçlarınız karşılanmadığında daha öfkeli oluyorsunuz? Bu ihtiyaçları karşılamanın yollarını nasıl bulursunuz?

5. Sorumluluk

Hatalarınızın bedelini ödemek yada sizin ihtiyaçlarınızı karşılamak zorunda olan kişi çocuğunuz değil. “Siz” yetişkin olarak sorumluluk alın.

6. Beklentiler

Çocuklarınızla ilişkinizi şekillendiren en önemli kriterlerde biri; hem onlardan hem de kendinizden beklentilerinizdir.

 

Kendinizden ve çocuğunuzdan beklentileriniz ne kadar çoksa, ön yargılarınız, korkularınız, kaygılarınız artar. Bu duygular, öfkenin de en iyi arkadaşlarıdır.

 

Gerçekçi ve empatik beklentiler daha az hayal kırıklığı ve daha sakin bir ebeveynlik demektir.

7. Yardım/Destek

Ebeveynlik en çok desteğe/yardıma ihtiyacımız olan; bir o kadar da en zorlandığımız dönem.

Şiddetsiz iletişim öğrenmek; kendi ihtiyaçlarınızı fark edip net bir şekilde rica etmek, yardım almak, size iyi gelen bir destek çemberi oluşturmak başlangıçta zor olsa da; zamanla size ve hatta çevrenizdekilere de ne kadar iyi geldiğini fark ettikçe sizi rahatlatır.

8. Öz Bakım

Hemen her gün öfkelisiniz ve bağırmak sizin için çocuklarınızla iletişimin tek yolu haline geldiyse; artık kendi kabınızı doldurmanın zamanı gelmiş de geçiyor demektir.

Kendinize bakmak için çok uzun zamanlara, çok önemli şeyler yapmanıza gerek olmayabilir. Bazen bebeğiniz uyurken herşeyi bırakıp sevdiğiniz bir müzik eşliğinde çay, kahve içmek, birkaç sayfa kitap okumak, dizi izlemek; çocuğunuzu güvendiğiniz birine emanet edip yarım saatlik yürüyüş/koşu yapmak; sevdiğiniz bir arkadaşınızla konuşmak vb size iyi gelen herhangi bir şeyle uğraşmak kendi deponuzu doldurmak için yeterli olabilir.

9. Sınırlar

Öfkenin ziyaret sebeplerinden birinin de size sınırlarınızı hatırlatmak olduğunu biliyorsunuz.

Sınırlar özellikle de üst üste aşıldığında hepimiz öfkeleniriz.

 

Kendi içinizde çalışmaya başladıkça görürsünüz ki; sınırları aşan çocuklardan daha çok yetişkinlerdir. Çocukların davranışları defalarca aşılmış sınırlarınızın üzerini bilmeden bir kez daha çizer.

 

Tetiklerinizi, ihtiyaçlarınızı fark ediyorsunuz, yardım/destek alıyorsunuz; ancak sizin de kırmızı çizgileriniz var. Bu çizgileri göremeyenlere hatırlatmakta fayda var.

10. Sadeleşmek 

Hayatınızı sadeleştirmek, hem maddi hem manevi fazlalıklardan kurtulmak sadece öfkenizle geçinmenize değil; keyif almanıza da yardımcı olur.

Size yük olan, mutlu etmeyen ne varsa, önce uzaklaşmak; uzak kaldığınızda hala ihtiyaç duymadığınız, yokluğunu fark etmediğiniz herşeyden tamamen kurtulmak, hafiflemenizi sağlar.

Daha hafif, daha az yorgun, daha az kaygılı bir ebeveyn daha sakin bir ilişki için vakit ve enerji bulabilir.

11. Bütün Beyin

Bütün Beyinli Çocuk kitabında Dan Siegel; insanlarda sol beynin mantıksal, dilbilimsel ve gerçekçi; sağ beynin ise duygusal, deneyimsel ve hayatta kalmak için otomatik tepkiler geliştiren kısmı olduğunu; çok küçük çocukların sağ beyinleri sol beyinlerine baskın olduğu için duygularını ifade ederken, sözcüklerden ve mantıktan neden ve nasıl faydalanamadıklarını anlatır.

Aynı şekilde; yetişkin insanlar olan ebeveynlerin de, beyni bütünsel olarak kullanamadıklarında nasıl da “çocuklaştıklarını”, bütün beyin yaklaşımı için yapılabilecek stratejileri anlatır.

Kendi beynimizin ve çocuğumuzun beyninin nasıl çalıştığını bilmek; bize tuhaf gelen, bizi öfkelendiren her davranışın makul bir sebebi olduğunu bilmek, kişiselleştirmek” yerine, aslında bizimle ilgisi olmadığını anlamamızı sağlar, bakış açımızı değiştirir.

_______

Görsel: Haelyn Y.

Bunu Paylaş:
error0

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!
%d blogcu bunu beğendi: