Attachment Parenting Türkiye Röportaj – Oya Çanak

Attachment Parenting Türkiye: Merhaba Oya Hanım, Attachment Parenting yaklaşımı ile ne zaman, nasıl karşılaştınız? Hangi kaynaklardan bilgi ediniyorsunuz? Attachment Parenting yaklaşımını siz nasıl tanımlarsınız?

Oya Çanak: “Bağlanma Temelli Ebeveynlik” literatürü ile üniversite yıllarımda kütüphanede araştırma taraması yaparken karşılaştım. Sanıyorum 22-23 yaşlarındaydım. Bilimsel kaynakları temel almaya gayret ediyorum. Eklektik yaklaşım, sezgi temelli kişisel paylaşımlar ve annelik öyküleri mesleki açıdan beni oldukça besliyor.

Biz annelerin birbirinden öğreneceği çok şey var.

Bunun dışında araştırmaları içeren sitelerden faydalanma gayreti içindeyim. Bana göre Attachment Parenting herkese göre farklı yorumlanmaya açık, kalıplara sığmayan bir ebeveynlik hali. Çünkü ebeveynlerin içindeki çocuk biricik, kendi çocukları biricik, her ailesel dinamik biricik, her ebeveyn bebek ilişkisi biricik…

APT: AP 8 Temel ilkesinden hangisini / hangilerini kendinize daha yakın buluyorsunuz?

Oya Çanak: Ben izninizle bu olgunun sevdiğim yönlerini paylaşmak istiyorum. Bir kere aile bireylerini ön plana ve ötekileri arka plana alıyor. Mesela beni uzman olarak arka plana alıyor. Ben bir kaynağım ve benim sunduğum bilgilerin kullanımını aileye bırakıyor. Bebeği ve çocuğu en iyi aile tanır diyor. Eleştirileri kucaklıyor ve kendini kendi dinamiğinde koruyor. Öyle ki isimsiz kahramanlar şu an bana ulaşıyor ve bağ kurma ağını genişletiyor.

Bir taraftan da beni eleştiren varsa eleştireni de aynı şekilde kucaklıyor. Bunu hiçbir otoriteye sığınmadan yapıyor. Bence bu kavram sağlam ve bilimsel temellere dayanan çıkış noktasını çoktan aştı, olumlu anlamda büyüdü. Her türlü otoriter yaklaşımı sorguluyor. Özgürlükçü bir akım.

E tabi kült kabul edilen, bilimsiz, kökünü kaybederek, tutarsız ilerleyenin yoluna da ister istemez çıkıyor. O noktada da artık kişinin yine duygudaşlık kurma yetisine sığınıyor ve bilgileri paylaşıyor. Bence kör şekilde ilerlemek isteyeni de sarsıyor ve kimi zaman tepki çekiyor. Aile dinamiğine münhasır bir varoluş o yüzden metot ve eğitim ötesi bir olgu. En güzeli de benim bir uzman olarak paylaşımlarımın da körü körüne takip edilmesi yerine aileye uyarlanışına ve onarıma önem veriyor. Biz bazen kitabi olma hatalarına düşüyoruz. “Asla ‘Erkek adam ağlamaz.’ demeyin.” gibi… Hâlbuki Attachment Parenting o cümleyi kuran ebeveynin kendi içindeki çocuğa sarılabiliyor. Kendi içini böylelikle şeffaf tutabiliyor. Mükemmelin aslında “uyumsuzluk” olduğunu vurguluyor. Bunun dışında bir ebeveynin omzunda külfet olmaması da bence erkek hegemonyası odaklı dünyada bir başkaldırı niteliğinde… Ebeveynin iç dengesi ve samimiyeti üzerinden ilerlemesi de enfes… Çok yaratıcı, eğlenceli, farkındalık yaratan ve kimi zaman da derinden sarsan bir yaklaşım. Bence hafif de olsa neymiş diye bakmakta fayda var.

APT: AP ilkelerini benimserken / uygularken tetiklendiğiniz noktalar var mı? Hangileri? 

Oya Çanak: Bebeklerin ebeveynleri ile aynı odada uyumasını bilimsel kanıt olmadan patolojik yere çekmek, “meme bağımlılığı”, 3 pış pış 4 pat pat, gibi kavram yöntem ve metotların bilimsel noksanlığı ve kontrollü ağlatma yöntemlerinin çıkış noktasındaki bilimsel temellerin istatistiksel güçsüzlüğe dayanması beni üzüyor. Tüm bunlar bana anneliğin o akışkan yapısını kalıplara
sokmak gibi geliyor. Anne zaten uykusuz desteksiz yalnız yani hataya açık… İnsan çünkü anne… Ben uyku eğitimlerinin sosyal medyada iyi niyetle de olsa sunuluşunun zararı olduğunu düşünüyorum. Sanki bir düğme var ay kendini gösterince ebeveynlik düğmesi dış mihraklar tarafından kapatılıyor ve ebeveyn bebek yeni bir formda var olmayı deniyor. Kaldı ki ülkemizde yetişkin bağlanma çalışmaları bize iç açıcı sonuçlar maalesef sunmuyor. Katı uyku eğitimi metotlarının ise istatistiksel çalışmalarında yetişkinin bağlanma şekli tamamıyla
göz ardı ediliyor. Bilim değişkenlik gösterir. Sevgili annem babam kendi dönemlerinde yurt dışı bilimsel kaynakları gösterilerek devlet televizyonlarında kararında dayağın çocuk yetiştirmede uygun olduğunun yayınlandığı zamanlardan bahsediyor. Yurt dışından gelen pedagog arkadaşları da benzer söylemlerde bulunmuş. Bizimkiler de disiplin göstermiyor muyuz, acaba yanlış mı yapıyoruz diye bir ara düşünmüşler. Neyse ki düşüncede kalmış ve ben onlar tarafından sevildiğimi hissediyorum. Bilim hep değişkenlik gösterebilir istatistik çok rahat neyi kanıtlamak istediğinize göre şekil de alabilir. O yüzden büyük verilerle farklı kültürlerle ebeveynin ve bebeğin ayrı ayrı bağlanma şekillerini dikkate alan araştırma ihtiyacı var alanda. Bu kadar belirsizlikte zarar verme riski olan yöntemlerin bu kadar sık kullanıma açık, denetimsiz ve kontrolsüz olması ciddi toplumsal incinme yaratıyor. Yani uyku sanki çocuk gelişiminden ayrı bir konuymuş gibi algılanıyor ve yetkinlik noksanı danışmanlık firmaları pıtrak gibi. Burası karma kültür karma gerçeklikler diyarı. Hangi birini alalım da
araştırmaların şu bize uyar diyelim de uygularken anne bebek bağımız zedelenmesin.

Bu noktada AP “ebeveyn sezgisi” kurtarıcı diyor.

O dönemde annemle babamı dayaksız eğitimden koruyan da sezgileridir. Beni bir şekilde korumuş iç ses denilen kavram. Herkesin anne kararı üstünde yorum yapma hakkı var bir kere… Kamu malı sanki anne bebek… Yazdığım seriyi bunu engellemede payım olması için yazdım. İş kolu kuruldu ülkede. Anneler feryat figan mesajlar atıyorlar. Bu durum patolojik bir hale geldi ve kesinlikle bebeklerin uykusuyla ilintili değil. “Şu kadar ağlat kussa da ağlat.” Facebook grupları var. Toplum olarak silkinmeliyiz. İşin aslı şu: Modern anne yalnız, anneden çok şey bekleniyor, ışıksız gece geçirmiyoruz, erken teknolojik keşiften bebekler mustarip, bebeklerde D vitamini eksikliği var, erkek egemen toplumdayız, bence yaşayış şeklimiz primitif beyinle dünyaya gelen bir canlı için oldukça ürkütücü ve güvensiz. Ben diyorum ki bakım vereni ve bebek etkileşim halinde olmaya muhtaç gece ve gündüz. “Bağ kurma ihtiyacı” da yemek yemek, uyumak, beslenmek kadar önemli bir temel ihtiyaçtır. İçimdeki çocuk ve ebeveyn, bilimsel kaynaklar, kendi bakışım ile sosyolojik tespitim beni şu çıkarıma itiyor: Gece boyu ebeveynlik ile bebeğin ihtiyaçlarını karşılamak önemlidir. Aile koşulları, bebeğin mizacı ve ihtiyaçları ile ebeveynlerin ihtiyaçları uyuma şekillerini değiştirir… Hayatımda en zorlandığım konu ise modern dünyada denge kurmak… Destek alacağım, sevdiğim kişiler olmasa çalışamazdım ve bu kadar mutlu olamazdım. Şu an haftada bir gün çalışıyorum. Başka bir gün ise mesleki eğitim ve süpervizyonlarımı almaktayım. Defne’ye bakmayı tercih ettim. 2015 yılında haftada 6 gün günde 11 saat çalışıyordum ve bir gün canım hocam Klinik Psikolog Prof. Dr. Fatoş Erkman “En güçlü yanına dikkat et bu senin en zayıf yanın.” diyerek çalışma alışkanlıklarımı gözden geçirip özel hayatıma emek vermeme dikkatimi çekti diyebilirim. Özel hayatımdaki insanlara vakit ayırmak bana ve onlara iyi geliyor. Bu benim tercihim… 2017 yılında kızımla kavuştuk. Denge herkes için farklı anlamlar içerir. Bu benim dengede olma halim…

APT: Çevrenizde AP yaklaşımına karşı olup sizi eleştirenler oldu mu? Olduysa nasıl hissettiğinizi paylaşmak ister misiniz?

Oya Çanak: Saldırgan olmadıkça, hakaret içermedikçe, eleştiriye açık olduğumu düşünüyorum. Eleştirilerden edindiğim kazanımların uzun vadede bana avantaj olarak geri döneceğini hissediyorum. Ben bilimsel literatürde yer alan üstüne makaleler olan şu jargon ile ilerliyorum: “Bağlanma Temelli Ebeveynlik”. Dolayısıyla omurgam oldukça sağlam.

APT: AP çocuğunuzla olan ilişkinizi nasıl etkiliyor? 

Oya Çanak: “O an”lardan oluşuyor zaman ve ben kıymetini biliyorum. Hiçbir an geri gelmeyecek. Tekrarı yok. Tadını çıkarıyorum.

APT: Katılımınız ve desteğiniz için çok teşekkür ederiz. Sevgilerimizle…


Oya Çanak Kimdir?

Özel Saint-Joseph Fransız Lisesi’nden mezun olduktan sonra 2009 yılında Koç Üniversitesi Psikoloji bölümünü aynı yıl Vehbi Koç onur ödülü alarak tamamladı. 2012 yılında bir yıl süren Yıldız Teknik Üniversitesi Pedagojik Formasyon eğitimini bitirdi. 2015 yılında Boğaziçi Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık yüksek lisansını ergenlik döneminde arkadaş ilişkileri, psikolojik sağlık ve bağlanma arasındaki ilişkileri araştırdığı YÖK onaylı tezini vererek tamamladı.
2009 yılından itibaren klinik ve eğitimsel alanda psikolog olarak bebek, çocuk, ergen ve aileleri ile bağlanma temelli çalışmalar yürütüp Türkçe ve İngilizce psikolojik danışmanlık hizmeti vermektedir. Çeşitli dergi ve gazetelerde bebek ve çocuk psikolojisine dair yazıları bulunmaktadır. Annedir. Kızı ve eşiyle İstanbul’da yaşamını sürdürmektedir.
EĞİTEN KİTAP AKIL KÜPÜ SERİSİ ismi altında zihin Kuramını temel alarak hazırlanan 4-7 yaş çocuğu duyusal özelliklerine hitap eden dikkat, el-göz koordinasyonu, ince-motor ve sosyal duygusal zekâ üzerine nöro-psikolojik temelli 10 kitaptan oluşan gelişim seti bulunmaktadır. (M. O. Şakiroğlu, M. Yılmaz,2015)
Koç Üniversitesindeki eğitimi boyunca 4-6 yaş arası çocuklarda otobiyografik bellek konulu ve 2-4 yaş arası çocuklarda dil gelişiminde anne-çocuk ilişkisinin önemi ile ilgili araştırmaların asistanı olarak yer aldı. Lisans eğitiminin bir kısmını Amerika’da DePauw University’de sürdürdü. Burada evrimsel psikoloji ve klinik psikoloji derslerini aldı. Yurt dışı eğitimi sırasında Prof. Dr. Matthew Hertenstein yönetimindeki Amerika ve İspanya’da yapılan dokunma yoluyla iletişim üzerine olan deneysel araştırmayı Türkiye’de uyguladı. 2009 yılında Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı yönetiminde göçmen aile çocuklarının kültüre adaptasyon aşamasında psikolojik sağlıklarını iyileştirici müdahale çalışmasında yer aldı. Lisans öğrencisi iken, 2009 Ulusal Lisansüstü Öğrencileri Kongresi’nde bilimsel bildiri olarak 2008-2009 yılları arasında yaptığı üç bilimsel çalışmasını sundu.
Boğaziçi Üniversitesi eğitimi boyunca Klinik Psikolog Prof. Dr. Fatoş Erkman gözetmenliğinde danışmanlık seanslarının süpervizyonlarını aldı. Boğaziçi Üniversitesi Barış Eğitimi Merkezi kapsamında Dr. Marshall Rosenberg’in “Şiddetsiz İletişim” adlı kitabını merkez ekibiyle İngilizceden dilimize çevirdi.“Klinik Çalışmalarda Çocuk ve Ergen Terapisi” sertifika ve danışmanlık eğitimlerini tamamladı. Boğaziçi Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık Biriminde genç yetişkinlere bireysel danışmanlık ve grup danışmanlığı yaptı. Robert Kolej’de Psikolojik Danışmanlık biriminde Uzm. Psk. Şükran Başarır süpervizyonunda bir sene boyunca staj yaptı. Uzman Eğitimci Hüma Çobanoğlu Naldemirci ile Türkiye’de ilk defa Duyusal Oyun temelli anaokulu eğitim programı geliştirip bilimsel olarak test etti ve yaptıkları çalışmayı Türkiye Özel Okullar Birliği Sosyal Duygusal Öğrenme Kongresi’nde sözel bildiri olarak sundu.
Bireysel olarak ve meslektaşlardan oluşan ekiplerle yürüttüğü bilimsel çalışmaları mevcuttur.
Bunlardan bazıları sırasıyla aşağıda yer almaktadır:
* “Communication via Touch”
3rd National Graduate Psychology Student Conference, Istanbul, Turkey. (2009 June)
*“Structure of Attention and Relevance to Emotion Regulation of Children”
16th Biennial International Conference on Infant Studies in Baltimore, Maryland
*“The Relationship between Life Satisfaction, Emotional Intelligence, and Conflict Resolution Skills of University Students”
WORLD COUNCIL OF COMPARATIVE EDUCATION SOCIETIES, BORDERING, RE-BORDERING AND NEW POSSIBILITIES IN EDUCATION AND SOCIETY
* “The Effect of an Attachment Based Intervention on Attachment Security and Autistic-Like Features”
-The 20 th  World IACAPAP (International Association for Child and Adolescent Psychiatry and Allied Professions) Congress, Brain, Mind and Development
İletişim için: www.oyacanak.com
Bunu Paylaş:
error0

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir