Ayna Olmak

Zor bir gün..

☯️Çocuğum ağlıyor. Neden ağladığını bile bilmiyorum. Bilmek de istemiyorum.

Yine hiç olmayacak birşey için, ciğerleri sökülürcesine bağırarak ağlıyor.

Ağlama sesi kulaklarımı, zihnimi, ruhumu tırmalıyor. Şimdi ve burada olmak istemiyorum. Anda olmayı en son isteyeceğim yer ve zamandayım.

Kafamı başka şeylerle meşgul etmeye, duymamaya, görmemeye çalışıyorum.

Bana doğru yaklaşıyor, olamaz, kaçmak istiyorum.

Yüzüme doğru bağırmaya başladı, gözlerimin içine bakıyor öfkeyle, kolumu bacağımı çekiştiriyor.

Yanındayım ama onunla değilim, biliyor.

Gözlerimi başka yöne çeviriyorum. Kımıldamadan, hiçbir tepki vermeden, öylece duruyorum.

Dışardan izlesem kendimi, bıkkın, umursamaz bir anne ve çıldırmış bir çocuk sahnesi göreceğimi biliyorum.

Sadece yok olma hakkımı kullanmak istiyorum.

____

☯️Çocuğum ağlıyor.

Ağlama sesine katlanamıyorum. Içimden büyük bir öfke yükseliyor.

Dişlerimi sıkıyorum. Midem acıyor. Başım uğulduyor. Bana doğru yaklaşıp yüzüme doğru bağırdığında; aynı şiddette ben de bağırmak istiyorum. Içimdeki enerjiyi dışarı atmanın başka bir yolu yok sanıyorum. Birden göğüs kafesimin ağrıdığını, boğazımın acıdığını hissediyorum. Karşımda korku dolu gözlerle bana bakan çocuğumu gördüğümde çoktan bağırmış olduğumu farkediyorum.

____

☯️Çocuğum ağlıyor.

Susması için herşeyi yapabilirim. Yeter ki sussun! Katlanamıyorum bu sese.

Içim sıkışıyor, elim ayağıma dolaşıyor. Terliyorum. Noldu? Diye soruyorum çaresizce, çünkü gerçekten bilmiyorum.

Söylesin bana, ne istiyorsa yapacağım hemen, yeter ki bu ızdırap bitsin.

Oyuncak mı istiyorsun? Top alalım mı? Aa bak şurada dondurmacı var, gidelim mi? Sus nolur ağlama diye yalvarıyorum,

bana bu işkenceyi yapma.

____

☯️Çocuğum ağlıyor.

Sebebini bilmiyorum. Onun ağlaması ile onlarca duygu hücum ediyor üstüme üstüme. Korku, kaygı, öfke, telaş, üzüntü, utanç.. Hepsi benim, benimle ilgili diyorum. Bana bunları hissettirmek için yapmıyor, ne olduğunun farkında bile değil. O, şimdi, bu anda “yaşıyor” sadece. Duygusu her ne ise, dibine kadar hissediyor. Ağlaması ile ben baş edemiyorum, onda kimbilir neler oluyor. Kendini regüle edemiyor.

Bir ayna! Ayna olsa karşısında, kişiselleştirmeyen, yargılamayan, kendi duygularını işe karıştırmayan, ayna olabilsem ona.

Olamıyorum ki.. Camdan değilim ki ben, nasıl hissizce onu izleyebilirim. Kendimi nasıl bir yana bırakabilirim.

____

Hatırlıyorum sonra, camı ayna yapan şey ondaki “sır”.

Gümüş..

Ama gümüş cama öylece yapışmıyor.

Çok basit bir teneke gerekiyor önce, gümüşle etkileşip cama yapışması için.

Sonra sabitlemek için de bir kat bakır.

Fırında pişmesi gerek, her bir katın ayrı ayrı, farklı derecelerde. Camı çatlatmayacak kadar hassas ısılarda.

Sonra kabarcıklar kaldıysa, kesip atmak lazım oraları, incecik bıçaklarla.

____

Kendimi görebildiğim, çocuğuma olmayı dilediğim ayna bir anda dönüşmüyor. Tam oldu derken bazen, yine de pürüzler çıkabiliyor.

____

O yüzden, yukarıdaki senaryoların hepsi yaşanabilir, hepsi insani, hepimiz oralardaydık, belki hala aynı yerlerdeyiz.

Bir insanın tüm hayatını etkileyebileceğimizi bilerek; normalleştirmeden, kendimizi ve çocuğumuzu anlamak için çaba sarfediyor, farkına varıyor ve çocuk o cama çarpıp durmasın diye, daha iyisi için uğraşıyorsak; ayna olmaya adım adım ilerliyoruz demektir.

____

O “sırra” erişmek için adım adım.. Umursamazlığım cam, öfkemi kontrol edemeyişim teneke, susması için aşırı müdahalem bakır, farkındalıkla çabam gümüş.. Her adımda pişmanlığım, sorgularım, kendimi suçlamalarım, telafi uğraşım ayrı ayrı fırınlar.. Kabarcıkları üflemem empatim.. Yeniden başlama sözlerim, olmayan yerleri kesip atmam..

Pişeceğim.. En çok kendim için.. Daha iyi bir aynada, önce ve en iyi kendimi görebilmek için..

____

Anne/baba olmayı öğrenmek, insan olmayı öğrenmenin en etkili yolu çünkü. 💜🍀

Bunu Paylaş:
error0

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!
%d blogcu bunu beğendi: